28 Aralık 2014 Pazar

2014 FAVORİLER


2014'ün en iyi 10 kitabı

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Finallerimin yaklaşması sebebiyle pek kitap okuyamıyorum. Çok üzgünüm :( Bende sizle 2014 de okuduğum en iyi 10 kitabı paylaşmak istedim.


1. Percy Jackson Serisi 
Evet çok utansam da bende bu seriyle yeni tanıştım. Daha önce filmini izleyip bayılmıştım. Tabi ki kitapları okuyunca filmin çok tırt  olduğunu anladım. Filmde çok aksiyon varmış gibi gözüküyor ama kitapta onun iki katı kadar aksiyon var ve bence filmde atılan kısımlar önemsiz yerler değildi. Filmi beğenenler kitaba aşık olacaksınız. Her neyse hala okumayan varsa kesinlikle okusun. Yorumu blogda yok çünkü bütün seriyi birlikte yorumlamak istiyorum ve daha bitiremedim. Finallerim bitince kalan kitapları okuyup bütün serinin yorumunu yapacağım.




2. Alı HARRIS - Ilk Son Öpücük

Ben aşk kitaplarını pek sevmem. Ama bu istisna. Aşk, arkadaşlık, kıskançlık, bir genç kızın gelişim ve değişimi hepsi vardı kitapta. Biraz da türk filmi kıvamındaydı. Ben çok beğendim. Daha Ayrıntılı yorum için İlk Son Öpücük


3. Markus ZUSAK - Kitap Hırsızı

Bu kitap benim en en çok sevdiğim kitaplardan biriydi. Ben normalde pek bu tarz kitapları okumam. Bu kitabı kitap şenliği için okumuştum ve okuduğuma çok sevindim. Herkese tavsiye ediyorum. Hem tarihi hem duygusal bir kitap. Bazen saçma bir sırıtma oluşacak yüzünüzde bazen de gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Daha Ayrıntılı yorum için Kitap Hırsızı


4. Sophie KINSELLA - Numaran Bende Var

Sophie KINSELLA ya hayranım yani baya baya hayranım. Daha önce Pasaklı Tanrıça adlı kitabını okumuştum ona da bayılmıştım. Ama bu bence artık zirve noktası. Daha iyisi olabilir mi bilmiyorum. Hayatımda okuduğum en komik kitaptı. Bu da üşengeçlikten bloğa yorumunu girmediğim bir kitap. Gerçekten çok özür diliyorum. En kısa zamanda bu yorumlarda gelecek. Toplu taşıma araçlarında okumayın. Çünkü gülme krizine giriyorsunuz ve insanlar size deliymişsiniz gibi bakıyor. Bizzat yaşadım. Kesinlikle okuyun. Okumalısınız.



5. Kendare BLAKE - Anna Kan Giyinmiş Kız

Bu kitap harika gerçekten harika. Benim okuduğum ilk hayaletli kitaptı. Ama gerçekten güzeldi. Daha Ayrıntılı yorum için Anna Kan Giyinmiş Kız


6. Kirstin GİER - Yakut Kırmızı, Safir Mavi, Zümrüt Yeşil
AŞK TÜM ZAMANLARIN İÇİNDEN GEÇER SERİSİ

Bu kitapların hepsini tek tek çok sevdim. Yakut Kırmızı konuya alıştırma kitabı gibiydi. Safir Mavi bana çok fazla duyguyu aynı anda yaşattı. Zümrüt Yeşil ise beni şok eden son kitaptı. Hepsi tek tek çok güzeldi. Bazı sayfaların kenarında çok farklı desenler vardı, zaten renkleri ve ciltli olmaları beni benden aldı.



7. Ahmet Ümit - İstanbul Hatırası

İlk olarak 7. sınıfta okumuştum. O zamandan beri Ahmet Ümit hayranıyım. Bazıları İstanbul Tarihiyle ilgili fazla bilgi olduğu için sıkıldığını söylese de ben çok ama çok beğendim. Katili de hiç tahmin etmemiştim. Öğrenince şok oldum. Bence okuyun ya güzel kitap..




8. George Orwell - Hayvan Çiftliği

Çocuk kitabı görüntüsünün altında ağır bir siyasi ideoloji ve toplum eleştirisi olan harika bir kitap.



9. Ahmet Şerif İzgören - Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı

Ahmet Şerif İzgören'in okuduğum ilk kitabıydı. Ne anlatabilirim bilmiyorum. Mizahi bir anlatımla toplum eleştirisi yapmış. Çok ince bir kitap. Çok kısa sürede biter. Bence herkes okusun.




10. Elif Şafak - Aşk

Ben Mevlana ve Şems Tebrizi'nin dostluğunu okumayı her zaman çok sevdim. Günümüzdeki aşkla geçmişteki aşkın birleştirilmesi çok iyiydi. Bu kitabı sevenler varsa Ahmet Ümit'in Bab-ı Esrar kitabını da tavsiye ederim.

Yazımın sonuna geldik. Buraya kadar okuduysanız çok ama çok teşekkür ederim. Umarım 2014 hepimiz için güzel hatırlayacağımız bir yıl olmuştur. 2015 sevdiklerinizle mutlu, huzurlu, sağlıklı, bol kitaplı, yeni dostluklarında olduğu bir yıl olsun. Hepinize mutlu yıllar.





26 Aralık 2014 Cuma

TAG #2

Merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben pek iyi Değilim. Bunun sebebi final haftam geldi sayılır. Ders çalışmaya başlayınca otomatik olarak daha az kitap okuyorum. Bugün de bir tag le karşınızdayım. Öncelikle beni etiketlediği için Naz'lı Kitaplık 'a çok teşekkür ederim. O zaman başlayalım.

1. Bütün kitaplarından kurtulman gerekiyor. Sadece belirli türlerden (Fantastik, Kurgu olmayan ve senin seçtiğin bir tür) birer tane kitap kalabilir. Hangi kitaplar kalırdı?

Her kitabımı ayrı ayrı severim. Aralarında seçim yapamayacağım. Gerçekten çok düşündüm ama ayıramadım hepsi benim bebeklerim.

2. Kitapçıdasın ve senden küçük birinin annesine okumayı sevmediğini söylediğini duyuyorsun. Ama annesi onun bir kitap alması konusunda ısrar ediyor. Yanlarına gidiyorsun ve okumayı fazla sevmeyenler için uygun olduğunu düşündüğün bir kitabı öneriyorsun. Bu hangi kitap?

Küçükken de şu anda da okumaya bayıldığım mükemmel seri Percy jackson serisini tavsiye ederdim.


3. Kendini iyi hissetmiyorsun ve toparlanmaya ihtiyacın var. İyi bir ruh hâline girmek için hangi kitabı okursun?

Alı Harris - ilk son öpücük. Bence güzel bir aşk hikayesiydi,


4. Küçüklüğüne zaman yolculuğu yapıyorsun. O zamanki hangi kitaba kendini kaptırırdın?

Sevim AK - Lodos Yolcuları


5. Arkadaşın sana 4 günlük bir tatil sürprizi yapıyor ve bavul hazırlaman için sadece 1 saatin var. Yolda okumak için hangi kitabı alırdın?

Kass MORGAN - The 100


6. Evin soyuldu! Endişelenme, her şey yerinde ancak kitaplığın yağmalanmış. En çok hangi kitabının güvende olmasını isterdin?

Hiç birine birşey olmasın isterim tabiki. Ama birini seçecek olsaydım yakın zamanda okuduğum Markus Zusak - Kitap Hırsızı nı seçerdim.



7. Arkadaşın kitabını ödünç alıyor ve berbat bir hâlde geri getiriyor. Hangisini yapardın? a) Fark etmemiş gibi davranırdın. b) Aynısından sana almasını isterdin. c) Gizlice onun bir kitabına da aynısını yapardın.


Yapım gereği fark etmemiş gibi yapardım. Ama içimden neler geçeceğini kitaplarını seven herkes anladı :)

22 Aralık 2014 Pazartesi

Markus ZUSAK - Kitap Hırsızı Kitap Yorumu




Kitabın Adı: Kitap Hırsızı
Yazarı: Markus Zusak
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 574

Yorumum
Kitap 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya'da yaşayan Liesel Meminger adlı bir kızın yaşamını Azrail'in ağzından anlatıyor. Kitapla ilgili olumsuz hiçbir eleştirim olamaz. Tek kelimeyle mükemmeldi. Karakterler çok samimi ve çok sıcaktı. Liesel'i çok sevdim. Küçük bir kız çocuğunun bütün saflığıyla bakıyor olaylara. Rudy benim favorim. En çok onu sevdim. Keşke kitapta daha çok Rudy'li yer olsaydı. 😊 Hans mükemmel bir babaydı. Hans'a hiçbir lafım yok. Rosa başta sinir olduğum bir anne karakteriydi ama sonradan tam bir ana oldu. Onun da samimiyetine inandım. Sonradan onu da sevdim. Max zaten bir tane. Liesel'e verdiği hediye bodrumda kurduğu hayaller acayip iyiydi. Biraz da tarihi kısma gelecek olursak Yahudi Soykırımı'ndan bahsediliyor. Toplama kamplarına götürülüşleri, onların yaşam haklarının ellerinden alınışları tam bir vahşetti. Himmet Sokağı ve orada yaşanan olaylar beni çok etkiledi. Liesel'in Ilsa Hermann'ın evinden önce aldığı sonra çaldığı (aslında teknik olarak çalmıyor.) kitaplar, Ilsa Hermann'ın çocuğu. kütüphanesi, Liesel'a olan anlayış ve sevgisi de çok etkileyiciydi. Kitap Hırsızı ile ilgili olarak başka ne söyleyebilirim bilmiyorum. İçimdekileri döksem spoiler olacak. O yüzden yazamıyorum. Ama okuyup Konuşmak tartışmak isteyen olursa mailime mesaj atabilir. Bence herkesin okuması gereken bir başyapıt.

17 Aralık 2014 Çarşamba

Book Sacrifice Tag #1

Merhaba 😊 Uzun zamandır bloğumda kitap yorumu yapamıyorum. Bunun sebebi finallerimin yaklaşmış olması. Şu an glorrrybooks'un kitap şenliği için Kitap Hırsızı'nı okuyorum. Kitap çok güzel gerçekten. Çok uzun bir zaman benim okuduğum en iyi kitap olarak kalacak gibi gözüküyor. Bu hafta sonuna kadar kitabı bitirip hafta sonu yorumu paylaşmayı düşünüyorum. Şimdi gelelim mime. Beni mimleyen www.nazlikitaplik.blogspot.com.tr ' a çok teşekkür ederim. Çok eğlenceli bir etkinlikti. Şimdi gelelim sorulara..

1) Aşırı abartılmış bir kitap: Bir Zombi Kıyameti ile başlıyoruz! Bir kitapçıdasınız, dolanıyorsunuz ve BAM! ZOMBİ İSTİLASI! Ve bir anons duyuyorsunuz. "Ordu zombilerin tek zaafının aşırı abartılmış kitaplar olduğunu keşfetti." Hayatta kalmak için karşındaki zombiye herkesin öve öve bitiremediği ama senin hiiç beğenmediğin bir kitap fırlatacaksın. Hangisi?





Serkan Özel- Kapalı Gişe Yalnızlık. Bu kitabı herkesin elinde gördüm ve hakkında çok iyi yorumlar duydum. Merak edip aldım. Ama okurken acayip sıkıldım. Bir an önce bitsin istedim. O nedenle bu kitabı seçiyorum.




2) Bir devam kitabı: Kuaförden bomba bir saç kesimiyle yeni çıktınız ve BAM! Sağanak yağmur! Kendini korumak için şemsiye olarak kullanacağın devam kitabı hangisi?




Aslında bu soruya verecek cevabım yok. Ama illa bir cevap vermem gerekirse Anna Lanetli Kızın Hayaletini seçerim. Ilk kitap tek kelimeyle harikaydı. Ama ikinci kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. O nedenle bu kitabı seçiyorum.




3) Bir klasik: Derstesiniz ve Edebiyat hocanız klasiklerin dünyayı değiştirdiği, edebiyatın adeta evrim geçirmesine sebep olduğuyla ilgili zırvalıyor. Gerçekten acayip bunaldınız ve klasiklerden birini alıp tam suratının ortasına fırlatacaksınız. Çünkü bu kitap gerçekten salakçaydı ve bütün sınıfa nasıl hissettiğinizi göstermek istiyorsunuz. Hangi klasik?


Pek klasik okumam o Yüzden bu soruya cevap veremeyeceğim.

4) Hayatının en az favori kitabı: Kütüphanede takılıyorsunuz ve BAM! BUZUL ÇAĞI! Dünya hızla donuyor ve hayatta kalmak için tek şansınız bir kitap yakmak! Yakmaktan asla pişman olmayacağınız, hayatınızın en az favori kitabı hangisi?

Bu soru için cevabım Anna Lanetli Kızın Hayaleti. Bloğum da beğenmememin nedenlerini uzun uzun anlattım. Isteyen bakabilir. Ama ben bu kitabı yakardım. 

11 Aralık 2014 Perşembe

Jose SARAMAGO Bilinmeyen Adanın Öyküsü Kitap Yorumu


Kitabın Adı: Bilinmeyen Adanın Öyküsü
Yazarı: Jose SARAMAGO
Yayınevi: KırmızıKedi
Sayfa Sayısı :58

Arka Kapak Yazısı:

"Adamın biri kralın kapısını çalmış ve demiş ki, Bana bir tekne ver..."
Adam niçin bir tekneye ihtiyaç duyuyor, tekneyle nereye gidecek, yolculuğu boyunca ona kim tayfalık edecek ve bu tekne nasıl bir yük taşıyacak? 
Bu çocuksu, masumane öykü, derin mimarisiyle birlikte ele alındığında birden kılık değiştiriyor ve Swift'i ya da Voltaire'i aratmayacak parlak bir felsefi metne dönüşüyor.Anlatı teknikleriyle sürekli oyunlar oynayan büyük yazar, okura bir kez daha büyük bir okuma zevki sunuyor.


Yorumum:

Bu kadar küçük bir kitabın insanın hayatına dair bu kadar çok şey anlatması gerçekten inanılmaz. Yazar insanı hiç sıkmadan uzun uzun anlatmadan 20-30 dakikada anlatmak istediği herşeyi çok sade hikayemsi bir dille anlatıyor. Özellikle Saray'ın Kapıları olarak betimlenen kısım çok hoşuma gitti. Okumas çok zaman alan bir kitap değil ama içeriğinin Aklımızda büyük yer edeceği bir kitap. Içindeki kaba taslak resimlerde çok tatlıydı. Bence herkes okumalı. Zamanım olmadığı için kitap okuyamıyorum diyen insanlara özellikle tavsiye edilir. 58 sayfa ne kadar zamanınızı alabilir ki?

8 Aralık 2014 Pazartesi

Kendare BLAKE - ANNA LANETLI KIZIN HAYALETI KITAP YORUMU



Kitabın Adı : Anna Lanetli Kızın Hayaleti
Yazarı : Kendare BLAKE 
Yayınevi : Martı
Sayfa Sayısı : 384

Arka Kapak Yazısı





Hayalet avcısı Cas Lowood, aylar önce Cehennem kapılarının ardında kaybolan ölü sevgilisi Anna Korlov'u geride bırakıp hayatına devam etmeye çalışır. Ancak yarı uyanık halde ve sürekli gördüğü perişan durumdaki Anna'nın hayali, onu bambaşka bir düşünceyle, Anna'yı geri getirme fikriyle karşı karşıya bırakır.



Arkadaşlarının ve ailesinin tüm uyarılarına rağmen bu düşünceyi saplantı haline getiren Cas, hayaletleri ait oldukları yere gönderme misyonunu bir kenara bırakıp aşkı uğruna bilinmezlerle dolu yolda yürümeyi mi, yoksa Anna'nın uğrunda kendisini feda ettiği hayatına devam etmeyi mi seçecektir?



Birçok dile çevrilmiş ve pek çok ödül almış Kan Giyinmiş Kız'ın devamı niteliğindeki Lanetli Kızın Hayaleti, hikâyeyi bir üst seviyeye taşıyarak, doğaüstü fantastik kurguya yepyeni bir boyut kazandırıyor.


YORUMUM

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben iyiyim. Bugün Anna Lanetli Kızın Hayaleti' ni bitirdim. Bildiğiniz gibi ilk kitap bir harikaydı. Ondan dolayı bu kitaptan beklentim çok çok yüksekti. Ama malesef beklediğim gibi olmadı. Bu kitapta sonu hariç beni heyecanlandıran hiç aksiyon olmadı. Ilk kitapta çok cesur ne yaptığını bilen kahramanımız Cas, bu kitapta çok sümsüktü. Babası öldüğünden beri hayalet avcılığı yapan arkadaşımızın böyle Dünya'dan habersiz aval aval yaşaması beni çok sinirlendirdi. Bu kitap olmasaydı olay birinci Kitabı'n sonunda bitseydi bence çok daha güzel olurdu. Bu kitap ya aceleye gelmiş yada ilk kitap çok tuttu bunu uzatalım ikinci kitabı yazalım demişler bence. Dediğim gibi sonu Hariç bu kitap beni çok heyecanlandırmadı. Söylemeden geçemeyeceğim ilk kitap gibi bu kitabın kapağı da felaket. Yani önersem mi önermesem mi bilemedim. Ilk Kitabı'nı okuyun gerçekten güzel ama bu kitabı okusanız da olur okumasanız da olur. Yani size kalmış. Okuduğunuz için teşekkür ederim. 😊


5 Aralık 2014 Cuma

Kendare BLAKE - Anna Kan Giyinmiş Kız Kitap Yorumu



Kitabın Adı: Anna Kan Giyinmiş Kız
Yazarı: Kendare BLAKE
Yayınevi: Martı Yayınevi
Sayfa Sayısı: 350

Arka Kapak Yazısı

Düşünceler zamanla bulanıklaşıp kaybolur

ama gözler hiçbir şeyi unutmaz…

Cas Lowood, ihbarlar üzerine hayaletlerin peşine düşerek onları yok eden bir hayalet avcısıdır. Yeni görevi ise, evine adım atan herkesi acımasızca öldüren hayalet Anna Korlov'u yakalamak ve ondan kurtulmaktır.

Fakat Cas bu kez daha önce hiç rastlamadığı türden bir hayaletle karşı karşıyadır. Anna'nın içindeki, insanları öldürme isteğinin nedenini öğrendiğinde onun hayatına ve ölümüne dair sırlarla örülü gerçekleri de su yüzüne çıkarır.

Yirmi beşten fazla dile çevrilen ve birçok ödül alan Kan Giyinmiş Kız sizleri doğaüstü fantastik kurgunun romantik öğelerle harmanlandığı sıra dışı bir hikâyeyle tanıştırıyor.


YORUMUM
Kitapla ilgili düşüncelerime şöyle başlamak istiyorum. Kapağı hiç ama hiç beğenmedim. Kan diye gösterilen o saçma şey benim saçıma taktığım püsküllere benziyor. Herneyse kitap gayet heyecanlı başlıyor. Dili çok akıcı. Çok hızlı okunuyor. Başta olaylar biraz basit geldi. Hemen hemen her korku filminde olan bir olay sonuçta. Ama sonradan yaşanan olaylar gayet yaratıcıydı. Kitapta kendinizi sürekli bir olayın içinde buluyorsunuz. Aşk hikayesi olarak da bildiğimiz aşk hikayeleri gibi değil. Benim hayaletlerle ilgili okuduğum ilk kitaptı. Normale tırsak bir insanım. Ama bu kitap hiç korkunç değildi. Kitabı çok beğendim. 2.kitabını da aldım. Beklentim çok yüksek. Umarım beni hayal kırıklığına uğratmaz.

26 Kasım 2014 Çarşamba

Amin Maalouf Semerkant Kitap Yorumu




Kitabın Adı: Semerkant
Yazarı: Amin Maalouf
Yayınevi: YKY
Sayfa Sayısı: 318

Arka Kapak Yazısı:
"Titanic'te Rubaiyat! Doğu'nun çiçeği Batı'nın çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!" Amin Maalouf, "Afrikalı Leo"dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü / tarihi...

GİRİŞ

Semerkant kitabı 4 ayrı kitabın birleşmesi gibi düşünülebilir. Bu dört kitabı ayrı ayrı anlatacağım.
Kitabı anlatan kişi Benjamin Omer Lesage. Anlatacağı hikayenin Atlas Okyanusunun dibinde yatan bir kitap olduğunu şu şekilde ifade ediyor : ''Titanic, 1912 yılında Nisan'ın 14'ünü  15'ine bağlayan gece, Newfoundland açıklarında battığında kurbanlarının en ünlüsü bir kitaptı: İran'lı şair, gökbilimci, bilge Ömer Hayyam'ın Rubaiyatının mevcut tek yazma nüshası.''
Kitapta ilgimi çeken bir cümle: '' O günden sonra dünya her gün biraz daha kana boyandı, her gün biraz daha gölgelendi ve hayat da benim yüzüme bir daha gülmedi.''

1.KİTAP (ŞAİRLER VE AŞIKLAR)

Ömer Hayyam Nİşapurlu'dur. ''Semerkant Dünyanın ezelden beri güneşe çevirdiği en güzel yüzdür.'' diye geçiyor kitapta. Semerkant gibi bir yerde suç işlenmesinin, şiddete başvurulmasının sebebi korku. Semerkant'ta iman her yönden kuşatılmış. Korku da burdan kaynaklanıyor.
En eski çağlardan beri müneccimler dört şehrin isyan yıldızı altında doğduğunu söylemişlerdir. Bu şehirler: Semerkant, Mekke, Şam ve Palermo.
Kitapta Selçuklulardan bahsediliyor. O dönemde başlarında Tuğrul bey ve Çağrı bey var. Selçuklular Nişapur'u kuşattıklarında Nişapur'un ileri gelenleri şehir ahalisinin canına, malına, bağlarına, bahçelerine ve su yollarına dokunulmayacağı sözüne karşılık teslim olmuşlar.Ordu şehre girer girmez Çağrı bey adamlarını sokaklara salmak istemiş. Tuğrul Bey ramazan ayında olduklarını oruçluyken bir islam şehrini yağmalayamayacaklarını öne sürerek buna karşı çıkmış. çağrı bey düşüncesinden vaz geçmemiş sadece ramazanın bitmesinin beklemeye karar vermiş. Şehirliler iki kardeş arasındaki ihtilafı duyup bir sonraki ayın başında yağmanın, tecavüzün, katliamın başlayacağını anlamışlar ve Büyük Korku başlamış. Sonunu söylemeyeyim okuyacaklara sürpriz olsun :)

Tuğrul Bey Emirülmümin'in kızıyla Seyyide ile evleniyor. Bu evlilikten 6 ay sonra Tuğrul bey ölüyor. Selçukluda iktidar boşluğu oluşuyor. Bu boşluğu çağrının oğlu Alparslan dolduruyor. Nizamülmülk Alparslanın veziridir. Alparslan Semerkant'ı almak istiyor ancak alamadan ölüyor. Yerine oğlu Melilkşah geçiyor. Alparslanın ölümü çok etkileyici onu da kitabı okurken öğrenirsiniz :)

Bu arada Ömer Hayyamın önce Hasan Sabbah'la sonrada Cihanla tanışması anlatılıyor. çok uzun olmasın diye fazla ayrıntıya girmiyorum.

Kitapta benim en çok ilgimi çeken bölümlerden biri : Kitaplarda bir efsane dolaşır. İçinde bulunduğumuz bin yılın başında her biri kendince damgasını vurmuş üç iranlı arkadaştan söz eder bu efsane : Dünyayı gözlemleyen Ömer Hayyam, o dünyayı yöneten Nizamülmülk ve aynı dünyaya dehşet saçan Hasan Sabbah. 

2.KİTAP (HAŞŞAŞİYÜN CENNETİ)

Sanırım Cihan'dan bahsetme vakti geldi. Cihan Ömer Hayyam'ın sevdiği kişi. onu ilk kez sarayda şiir okurken görüyor. İkisi çok farklı karakterler ve dünya görüşleri çok farklı olmasına rağmen uzun bir süre birlikte uyumlu bir şekilde yaşayabiliyorlar.
Hasan Sabbah ile Ömer Hayyam han da tanışıyor. Aynı odayı  paylaşıyorlar. Ömer Hayyam Hasan Sabbah'ın bilgisinden çok etkileniyor. Çok genç yaşta olmasına rağmen ilimle ilgilenen bir kişi. Nizamülmülk Ömer Hayyam'a istihbarat başı olmayı teklif ettiğinde Ömer Hayyam böyle bir görevi kabul edemeyeceğini ancak ona birini önerebileceğini söylüyor bu kişide Hasan Sabbah.
Hasan Sabbah görevini başarıyla yerine getiriyor ve o denimin genç padişahı Melikşah ile yakın dost oluyor. Daha sonra Hasan Sabbah'ın asıl amacının İran'da Türk egemenliğini yok etmek olduğunu öğreniyoruz. Bu bölümde daha çok haşşaşilikten bahsediliyor. Beni en çok etkileyen bölüm bu. Çünkü okudukça inanamıyorsunuz. Korkunç bağnaz bir inanç dahilinde korkunç bir ideolojileri var. Diğer bölümleri okumasanız bile bu bölümü okuyun bence.

3.KİTAP (BİN YILIN SONU)


Bu bölümde anlatan kişi yani Benjamin O. Lesage kendinden ailesinden Ömer Hayyam'ın  Rubaiyatı'nın orijinal halinin eline geçme macerasından bahsediyor. Bu bölümü çok beğenmedim olmasa da olurdu bence.

4.BÖLÜM(DENİZDDE BİR ŞAİR)


Bu bölümde de Ömer Hayyam'ın Rubaiyatı'nın tek yazma nüshasının nasıl sular altında kaldığı anlatılıyor. Bu bölümde aynı zaman da İran'a demokrasinin getirilme çabaları da anlatılıyor. Bu bölümde fena değildi.

23 Kasım 2014 Pazar

Alı HARRIS - Ilk Son Öpücük Kitap Yorumu


Kitabın Adı: Ilk Son Öpücük
Yazarı: Alı Harrıs
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 576
Etiket Fiyatı: 19₺

Arka Kapak Yazısı:
Avuçlarınızdan kayıp giden bir aşka nasıl tutunabilirsiniz?

Bana bir iyilik yapın ve bugün bir kuralı yıkın.

Kendinizden geçin ve anı yaşayın!

Yüreğinizi açın. Şimdi lütfen biraz daha açın. Çok sevin, hiç sevmediğiniz kadar çok hem de. Dimdik ayakta durup aşkınızı haykırmaktan ve sesinizin duyulmasından korkmayın. SENİ SEVİYORUM diye bağırın.
Aşkın hakkını verin. Ve sokakta, herkesin önünde nefesiniz tükenene kadar sevdiğinizle öpüşün, sanki her biri son defaymış gibi…

Molly ile Ryan ilk öpüştüklerinde sonsuza kadar birlikte olacaklarını biliyorlardı, ta ki gelecek onlara hiç ummadıkları bir sürpriz hazırlayana kadar…

“İlk Son Öpücük’ü okuduktan sonra ne geçmişin ne de geleceğin, sadece şimdinin önemli olduğunu hatırlayacaksınız. Kahvenizi hazırlayın ve kendinizi aşkın, mutluluğun, hüznün ve şu anın kollarına bırakın.”
Independent

“Elinizde, aşksız bir hayatın ölümden farksız olduğunu sıcacık bir anlatımla sunan, yüreğinize dokunacak bir roman tutuyorsunuz. Modern çağın aşksızlığında yaşarken nefes almanızı sağlayacak bir kitap okumak hakkınız.”
Marie Claire

“Sevdiğinizle yapmak isteyip de ertelediğiniz planlarınız
var mı? O zaman bu kitabı mutlaka okuyun.”
Daily Mirror


“Hayat dolu, sıcacık, ilham veren bir roman.”
Cosmopolitan


Kayan bir yıldız yerine, bir öpücükle dilek tuttunuz mu hiç....?


İlk Son Öpücük Alı Harrıs'in Türkçe'ye çevirilen tek romanı. Asi, içe kapanık, asosyal bir kız olan Molly ve yakışıklı, sempatik, yaşadığı küçük kasabanın Brad Pitt'i olan Ryan'ın aşkını anlatıyor. Molly küçük kasabadan ve ailesinden uzak durmak isteyen hiç arkadaşı olmayan bir kız iken bir gün  karşısına Casey çıkar. Belli bir zaman sonra Casey ve Molly inanılmaz iyi arkadaş olurlar. Casey Molly'nin aksine erkeklerin fazlasıyla ilgisini çeken ancak aile ilişkileri sebebiyle hiç kimseyle uzun süreli ve ciddi ilişki kuramayan biri. İşte hikayemiz bu üç ana karakter üzerinden yürüyor. 
Molly ve Ryan çok genç yaşta bulmuşlar birbirlerini. Bu onları fazlasıyla zorluyor. Molly idealleri olan bir kız. Dünyayı dolaşıp fotoğraf çekmek istiyor. Ryan ise onun için ilk ve son durak gibi. Onu çok aramadı. Olaylar gelişiyor ve sonuçta birlikte yaşamaya başlıyorlar. Ryan mükemmel sıcak bir ailesi olan süper bir evde yaşıyor. Ama Molly monoton bir hayat yaşamaya alışamıyor bu onu çok zorluyor ve içindeki 15 yaşındaki ergen kız durumu hiç kolaylaştırmıyor. Hikaye bu şekilde ilerliyor. Başta çok sevdiğimiz bazı karakterler sonlara doğru bizi o kadar şaşırtıyorlar ki. Duygu yüklü sayfalar sizi bekliyor. Daha fazla bilgi vermemek için kendimi tutmaya çalışıyorum. Ama sonlara doğru ağlamaktan helak oldum. Bence herkes okusun. Aşk romanı olmasına rağmen hiç sıkmıyor. Benim kitabı beğenmemde ki bir önemli neden de aslında Molly'le çok ortak yönümün bulunması. Onda herkes kendinden bir şey bulur. Hayatımızdan biri. Ryan ise aslında hepimizin beklediği koşulsuz şekilde seviyor Molly'i. Onunda hataları vardı ama aşkıyla bütün hatalarını telafi etti benim gözümde. Alı Harrıs'in diğer romanları da çevrilmeli kesinlikle. Ben hepsini okurum :) 

22 Kasım 2014 Cumartesi

Buse'nin Kitaplığına Hoşgeldiniz..

Tanışma

Merhaba. Benim adım Buse. 18 yaşındayım. İstanbul'da yaşıyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi severim. Kitap yorumlarımı daha önce instagram dan paylaşıyordum. Ama bloğun daha çok kişiye ulaştığını düşündüğümden dolayı bu bloğu açtım.   Bloğumun isminden de anlayacağınız üzere bu bir kitap bloğu. Bloğumda kitap ile ilgili her şeye elimden geldiğince yer vermeyi düşünüyorum. 13 yaşımdan beri kitap okuyorum. Beni kitap okumaya başlatan seri alacakaranlık serisi. Eminim ki bir çoğunuz bu seriyle başlamışsınızdır. Bu benim ilk blog yazım olduğu için biraz kendimden yapacaklarımdan  bahsetmek istedim. Bu işte daha çok yeniyim.  Eksiklerim kusurlarım olabilir. Bunun için çok özür diliyorum.