13 Aralık 2015 Pazar

Sophie Kinsella - Bir Alışveişkoliğin İtirafları (Alışverişkolik Serisi #1)

Photo from icinde.kitap.sakli

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bugünkü ikinci kitap yorumuma hemen başlıyorum. 
Sophie Kinsella benim Pasaklı Tanrıça kitabı ile tanıştığım daha sonra Numaran Bende Var ve Audrey'yi Bulmak kitapları ile devam eden favori yazarlarımdan biri. Alışverişkolik Serisi ise benim hep çekinerek yaklaştığım bir seri idi. Bunun sebebi mağaza isimlerinden fazla bahsediyorsa beni sıkar düşüncesi. Ama iyiki okumuşum çünkü hiçbir yerinde sıkılmadım.

Jojo Moyes - Bir Artı Bir Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben kitap okumak dışında hiçbir şey yapmıyorum. Bir haftayı kendime ayırdım ve istediğim şeyleri yapıyorum sadece. Finallerden önce enerji toplamak için güzel bir yöntem bence. Bir haftadır müzik ve kitap var hayatımda sadece. Hal böyle olunca pek çok kitap okudum ama yorumunu giremedim. Şimdi sırayla onları gireceğim. Başlayalım..
Jojo Moyes ile Senden Önce Ben kitabı ile tanıştım ve benim favori yazarlarım arasına girdi. Bir Artı Bir'de de aynı tür farklı konu üzerinden iyi başarılı bir kitap ortaya çıkarmış

5 Aralık 2015 Cumartesi

Stephanie Perkins - Lola ve Komşu Çocuk

Herkese merhaba. Nasılsınız? Ben oldukça iyiyim. Aralık ayı benim için güzel başladı. Bol bol kitap okuyorum. Aralığın sonunda finallerim başlıyor bu nedenle benim için aralık rahatlığı ayın onuna kadar. Ayın onundan sonra tam gaz ders moduna giriyorum. O yüzden dolu dolu geçiriyorum günlerimi. Tam gaz ders demişken benim pek ders çalıştığım söylenemez. Ben herşeyi kenara itip saatlerce ders çalışabilenlerden olmadım hiç. Bir yanda müzik, bir yanda instagram, elimde notlar.. Böyle ara ara bakarak ders çalışırım. Her neyse geçelim asıl konumuza. 

4 Aralık 2015 Cuma

Stefan Zweig - Yakıcı Sır Kitap Yorumu

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bir az önce yine Stefan Zweig'in Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu adlı kitabını yorumlamıştım. Şimdi de Yakıcı Sır yorumuyla karşınızdayım. Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron zararsız kısa bir ilişki arayışındadır. Şansına kaldığı otelin yemekhanesine çok güzel bir kadın girer. Yanında da çocuğu. Adamla kadın arasında elektriklenme olur ama kadın adama hiç yüz vermemiş gibi gider. Bu adamın hırsını körükler ve kadına bir avcı edasıyla yaklaşmaya çalışır. Bunu da sevgiye ve ilgiye muhtaç olan çocuğuna iyi davranarak yapar.

Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız ? Umarım iyisinizdir. Bugün ilk defa bir klasiğin yorumunu yapacağım. İş bankasının Modern Klasikler Dizisi'nden bir kitap Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. Aynı zamanda ilk Stefan Zweig okuyuşum. Nereden başlasam bilemiyorum. Kitap 68 sayfa olmasına rağmen  beni derinden etkiledi. Öncelikle kadın kahramanımızdan başlayalım. Aslında onun hakkında hiç bir şey bilmiyoruz. Adama olan saplantılı aşkından başka. Ne adını ne nerede yaşadığını..

17 Kasım 2015 Salı

Josh Malerman - Kafes Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bugün yorumlayacağım kitap Kafes. Öncelikle zaten hepiniz biliyorsunuzdur ama Kafes'in yazarı Josh Malerman Tüyap kitap fuarına geldi ve ben de kitabımı imzalattım. Çok tatlı ve samimi biriydi. Pek konuşma fırsatım olmadı tabi yarım yamalak İngilizcemle.. 
Kitabın konusu dünyada tuhaf olayların ortaya çıkması ile başlıyor. İnsanlar tuhaf bir şekilde canice önce yanindaki insanları sonra kendilerini öldürüyorlar. Önce bu durum fazla dikkat çekmese de olayların artması insanların telaş yapmasına sebep oluyor. Malory kız kardeşi Shannon ile yaşıyor. Basta Shannon'un olayları bu kadar ciddiye almasına kızmasına karşın daha sonra Shannon'un ölümüyle artık görmek istemediği kabullenmek zorunda kalıyor. Üstelik hamile ve ailesinden haber alamıyor. Kardeşinin ölümünden sonra gazete ilanı görüyor ve sığınak olarak kullanılan eve doğru yola çıkıyor. Ancak insanları delirten şeyi görmemesi gerektiği için gözleri kapalı bir şekilde kullanıyor arabayı. Eve bir şekilde kabul ediliyor ve orada ev arkadaşları ile yaşamaya başlıyor. Daha sonra aralarına katılanlar oluyor ve bu kadar insana erzak yetişmediği için sorunlar çıkmaya başlıyor. Zamanla bir yandan yeni keşifler yaparken bir yandan da sorunlar büyüyor. Evde iki hamile kadın olması ister istemez bazıları için sorun oluyor. Kendilerini koruyabilecekler mi? Malory ne yapacak? Aralarındaki anlaşmazlıklar nasıl sonuçlanacak? Bütün bu soruların cevabı kitapta..
Aynı zamanda insanların dışarıdaki şeyleri görmemesi gerektiği için evlerinin camlarını siyah perde, battaniye, mukavva vb. şeylerle kapatması ve Malory'nin dört yıl gibi bir süredir, çocuklarının ise hiç gerçek dünyayı görmemeleri oldukça dehşet vericiydi. Bunu söylemeden de geçemedim.
Ben kitabı bir gün gibi kısa bir sürede bitirdim ve çok akıcı buldum. Sonu bazılarını tatmin etmese bile ben yerinde buldum. Bence güzeldi. Malory kadar güçlü bir kadın karaktere çok az rastlanır. Ona hayran kaldım. Çocuklarıyla ilişkisi kitabın başında beni çok şaşırtsa da yaşadıkları dünyanın gerekliliği olduğunu anladım. Aynı zamanda Malory hep iyi bir anne olup olmadığını sorgularken bu düşünceler benim de aklımdan geçti ve Malory gerçekten harika bir anne bence. Tom, Jules, Olimpia hepsi çok iyi karakterlerdi. Hepsini ayrı ayrı sevdim. Kitapta aşk var mı diye sorarsanız yok. Ben normalde aşk olamayan kitaplarda sıkılırım ama bu kitapta eksikliğini hiç hissetmedim. Tam olarak da yok diyemem zaten ama dostluk çok daha ön plandaydı. Korku kitabı değildi kesinlikle. Bazen ürpertici sahneler vardı sadece. Başta Malory'nin çocuklarına kız ve erkek diye seslenmesi de tuhaf gelmişti ama yazar öyle bir yazmış ki gönlümü aldı. :) Başka ne söyleyebilirim bilmiyorum. Dışarıdakinin ne olduğu hakkında tahmin yürütürlerken ben de tahminlerine katıldım. Aslında hepsi olabilirdi ve hala hepsi olabilir. Bence sonu bu bakımdan güzeldi. Yazar bize bırakmış ve bence hoş olmuş. Bize onun ne olduğunu gösterse ben o kadar da etkilenmezdim. 
Kitap günümüz ve geçmiş arasında gidip geliyor ama bu gidiş gelişler sizi hiç rahatsız etmiyor.
Kitabi tavsiye ediyor muyum? Tabi ki ediyorum. Bence alıp okuyun. Bir sonraki yorumumda görüşmek üzere. Hoşça kalın :)

13 Kasım 2015 Cuma

Zeliha Eren - Kuzey Masalı Kitap Yorumu



Herkese merhaba. Nasılsınız. Ben çok iyiyim. Vizelerim bitti. Tüyap'tan bir sürü kitap aldım. Yarın da imza günleri için Tüyap'a gideceğim. Ben herkes gibi bloggerlarla tanışmadım. Bunun sebebi benim olağanüstü çekingenliğim. Neyse geçelim bunları. 
Ben Kuzey Masalı'nı Tüyap'tan aldım ve eve gelir gelmez dayanamayıp başladım. Kitabın her şeyi çok güzel. Kapağındaki model hariç.. Sevmiyorum model görmeyi. Ben zaten onlara çok dikkat etmiyorum ve kendi kafamda canlandırdığım gibi düşünüyorum ama yine de beni rahatsız ediyor kapaktaki modeller. Hele de bu kadar netse. Ama kitabın içinin güzelliği bunu görmezden gelmemi kolaylaştırıyor.

2 Kasım 2015 Pazartesi

Rick Riordan - Percy Jackson ve Olimposlular Serisi Yorumu (1-3)

Percy Jackson ve Olimposlular Serisi

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben pek iyi değilim. Malum vizeler baslıyor. Bu hafta full vizelerim var ve kitap okuyabileceğimi düşünmüyorum. Okusam da yorum girebilecek kadar zamanım olmaz. O nedenle geçen haftalarda okuduğum Percy Jackson ve Olimposlular serisinin ilk üç kitabını yorumlamak istedim. Şimşek Hırsızı'nı daha önce okumuştum. Fakat baya bir zaman geçti ve bir çok ayrıntıyı unuttuğum için re-read yaptım. Yoruma geçmeden bahsetmek istediğim birkaç şey daha var. Ben PJO filmlerine bayılmıştım ama kitaplar filmlerden kat kat daha güzel. O kadar çok olay oluyor, Tanrılar melezlerin başına o kadar çok dert açıyor ki.. Bu seriyi üç kelimede anlatsam akıcı, eğlenceli, komik derdim. Çünkü gerçekten bazı yerlerde resmen kahkaha attım.Her kitabın sonu aşırı derecede şok edici. Bir de bu kitaba çocuk kitabı diyenler var ama bence kesinlikle değil. Şimdi geçelim ilk yorumuma.

13 Ekim 2015 Salı

Büşra Yılmaz - 4N1K Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bu gün wattpad'de okumaya başlayıp bayıldığım bir kitabın yorumuyla karşınızdayım. 
Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Wattpad'e karşı değilim. Bence amatör yazarlar için oldukça güzel bir ortam sağlıyor ve kitap almaya imkanı olmayan insanlara ücretsiz olarak kitap okuyabilecekleri bir seçenek vermesi bakımından beğeniyorum. Ama ben de çoğu insan gibi bu platformun amacından saptırıldığını düşünüyorum. Hak etmeyen bir çok hikayenin kitaplaşıp deli gibi satıldığı kitaplar var. Ben bunların çoğunun tamamen şişirme ve genç kesimin abartması sonucunda olduğunu düşünüyorum. Ama 4N1K öyle değil. Bir kere çok gerçek. Çok bizden. Belki de bu yüzden bu kadar samimi geliyor. 

2 Ekim 2015 Cuma

Jojo Moyes - Senden Önce Ben Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bugün Eylül ayının başında okuduğum ve bayıldığım bir kitabın yorumuyla karşınızdayım. Ama yoruma geçmeden önce bahsetmek istediğim birkaç şey var. Bir çoğumuzun okulu yeni açıldı ve başarılı bir eğitim yılı diliyorum herkese. Benim için çok dolu bir eğitim yılı olacak. İki bölüm birden okuyorum ve pek fazla kitaplara zaman ayırmayabilirim. Yine de kaçma fırsatı bulduğum her zaman yine kendimi kitapların büyülü dünyasına atacağım. 

28 Ağustos 2015 Cuma

Ağustos 2015

Ağustos Ayında Okuduklarım


Asude - Beni Sev Diye
Asude'nin basılan beşinci kitabı olan kitabı olan Beni Sev Diye
yazarın ikinci historical romanı. İki farklı çiftin hikayesi anlatılıyor. Bradley ve Kristy ile Matt ve Lilybeth.
Kitabı nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama muhteşem olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Historical sevenlere kesinlikle tavsiye ederim. 
Puanım: 5/5


Mia Sheridan - Başka Dilde Aşk

Şu zamana kadar okuduğum en güzel en değişik aşk hikayesiydi. Geçmişinden kurtulamamış olan bir kız ile yine geçmişinde yaşadığı olaylar sebebiyle kendini insanlardan ve hayattan soyutlamış kimseyle bağlantı kurmayan dilsiz bir erkeğin hikayesi. 
Bree'nin babası gözünün önünde öldürülmüş ve kendisi de ucuz kurtulmuş. Bunun travmalarını hala yaşıyor. Geçmişinden kaçmak için küçükken geldikleri bir kasabaya tatile geliyor ve gizemli saçı sakalı birbirine karışmış Archer ile tanışıyor ve okuyabileceğiniz en masum aşk başlıyor. 
Archer. Ahh Archer. Nasıl tatlı nasıl güzel bir karakter. Bree'de bayıldığım kadın karakterlerden. Ayakları yere sağlam basan, karakterli bir kızdı. Fazla bir şey anlatmak istemiyorum çünkü ben de bir şey bilmeden başladım ve çok memnun kaldım. Kesinlikle tavsiye ederim.
Puanım: 5/5


Colleen Hoover - Çirkin Aşk

Tate abisinin yanına geldiğinde önce asansördeki tuhaf amcayla sonra da aşırı yakışıklı ancak geçmişine tutsak olmuş Miles Archer ile tanışır. İkisinin de aşka ayıracak zamanı yoktur ve bu nedenle bir anlaşma yaparlar. İki kural vardır. Aşk yok. Geçmişle ilgili sorular sormak yok. Bu şekilde başlayan ilişkileri Tate'in kendini Miles'e kaptırmasıyla sekteye uğrar. Tate için sadece seks yeterli olmamaya başlar. Ama Miles'in onu hayatına sokmaya niyeti yoktur. Konu genel olarak bu. 
Benim düşüncem bu kitabın Umutsuz kadar iyi olmadığı. Ama kötü değildi kesinlikle. Tavsiye ederim. Filmi çıkmadan kitabı okuduğum için de ayrıca mutluyum ve Nick tam bir Miles. Tip olarak bence cuk oturmuş. Umarım filmi de kitabı gibi güzel olur.
Puanım: 4/5


Jessica Shirvington - İki Hayat Arasında

Sabine bir günü iki kere yaşıyor.
İlk hayatında eczacı bir ailenin kızı. Küçük bir kız kardeşi var. İkinci hayatında ise çok zengin bir ailenin kızı ve iki abisi var.
Kitabın sloganı beni çok etkilenişti. Mükemmel hayat mı? yoksa mükemmel aşk mı?
Sabine bazı tuhaflıklar olduğunu farketmeye başlıyor ve deneme yapmaya başlıyor. Zamanla bir hayatında yaptığı şeyin diğer hayatını etkilemediğini fark ediyor. Bu onun için büyük bir umut çünkü tek hayat yaşamak istiyor. Düşündüğü şey ise bir hayatında ölürse tek hayatı kalacağı. Bu zamanda ise ilk hayatında Ethan ile tanışıyor ve Ethan onun kalbini kazandığı gibi hayatla ilgili görüşlerini de değiştirmeye başlar. Kitabın konusu en genel şekliyle bu. Bazı yerlerinde sıkılsam da güzel bir kitaptı. Sonuyla beni ters köşe yaptı ve çok güzel oldu. İyi ki yapmış yazar bize böyle bir sürprizi.
Puanım:4/5


K. A. Tucker - Lanetli

Evalangeline yalnızlık çeken bir kız. Yağmurlu bir gecede ona yardım eden Sofie ile tanışıyor ve onun arkadaşlığına sığınıyor. Onunla birlikte Manhattan'a gidiyor ve burada aşırı lüks bir hayata başlıyor. Rüyaları ve çevresindeki insanlar oldukça farklı davranmasına rağmen o lüks içinde bunu farketmiyor ancak zamanla olaylar patlak veriyor kimseye güvenmemeye başlıyor hatta kendine bile. Öğrendiği gerçeklerle sarsılan Evangeline'inin belli bir zaman sonra tek amacı diğer diyardaki aşık olduğu adamı ve arkadaşlarını kendi dünyasına getirmek. 
Oldukça farklı bir kitaptı ama beni içine alamadı. Belki benim okuduğum dönem sebebiyle böyle oldu bilmiyorum ama çok bayılmadım ve sonu da beni pek tatmin etmedi. İkinci kitabını alır mıyım bilmiyorum.
Puanım:3/5


Julie Berry - Bir Sır Saklı İçimde

Judith'in hayatı dört yıl önce arkadaşı ile buluşmak için çıktığı gece değişti. Önce arkadaşının öldürüldüğünü görür sonra ise onun için kabus dolu günler başlar. Evine döndüğünde konuşamamaya başlar. Dili kesilmiştir. Annesi ona insan gibi davranmamaya başlar. 
Şiirsel ve akıcı bir anlatımı var. Özellikle Judith'in karşılıksız aşkını okurken ben çok duygulandım. Judith'in savaş sırasında insanlarını kurtarmak için yaptığı fedakarlık da muhteşemdi. Zamanı tam olarak belli değil. Konuyu çok fazla anlatmak istemiyorum ama gerçekten güzel bir kitaptı. Kısa olmasına rağmen insanı doyuran kitaplardan biri. 
Puanım:4/5


Elizabeth Hoyt - Çirkinin Aşığı

Anna eşini kaybetmiş, kayın validesiyle yaşayan fakir bir duldur. Maddi durumları gittikçe kötü duruma geldiğinde Anna'nın çalışmaktan başka şansı kalmaz ve Kont Edward'ın sekreteri olarak işe başlar. Çiçek bozuğu yüzünden vücudunda bazı bozukluklar olan Edward sert ve zorlu bir adamdı. Anna ile Edward arasındaki çekim inkar edilemez boyuta geldiğinde ise Anna Kont'un gittiği Afrodit'in Mağarası adlı geneleve gidip adamla bir gece geçirmek ister.
Konu bu şekilde ilerliyor ve gerçekten akıcı güzel bir anlatımı var. Dönemle ilgili bir çok bilgi de veriliyor kitapta. Pudralama olayı.. 
Sadece bu hikayeden bahsedilmiyor aynı zamanda da Kuzgun Prens masalı da bölüm başlarında veriliyor ve o da oldukça etkileyici bir masal.
Puanım: 4/5


Ayşe Ebru Tezcan - Aşk Ateşi

Jamir'den sonra Dubai'li iş adamlarına olan merağım artmıştı. Bu kitabın arkasını okuduğumda da oldukça çekişmeli bir aşk hikayesi olduğunu anlamıştım. Serap bir turist rehberi. Bir gün Dubaili bir iş adamına rehberlik yapacağı söyleniyor. Serap'ın beklediği kişi kesinlikle Omar değil. Omar gece karası saçları masmavi gözleriyle acayip yakışıklı bir erkek. Serap ondan etkilense de Omar'ın keskin tavırları onun hiç hoşuna gitmiyor ve ona gönderdiği hediyeyi neredeyse gidip kafasında parçalıyor. Ama zamanla tekrar karşılaşıyorlar ve Omar yaptığı hatayı telafi etmek ve Serap'ı kazanmak elinden geleni yapıyor ve kızı kapıyor. Kitapta eksik bir şey vardı. Neydi bilmiyorum ama tamam bu olmuş diyemedim. Belki çok uzun bir zaman diliminde geçtiği öyle geldi. Yinede akıcı bir dili vardı. Kolay okunan bir kitaptı.
Puanım: 3/5


Fatih Murat Arsal - İki Renk Aşk

Vural Afrika'da geçirdiği bir hastalık sebebiyle saçları griye dönmüş, gri gözlü, yangın nedeniyle vücudunda yanıkları olan zengin ve tuhaf görüntüsüne rağmen yakışıklı bir adam.
Aysun ise şımarık bir zengin kızı. Vural'ın yeğeni Gürkan'a aşık. Bir gece Gürkan sanıp Vural'ı öpmesiyle başlıyor karmaşık ilişkileri. Aysun her fırsatta ondan iğrendiğini belli etse de hayatında hiç Vural'ı öperken hissettiği şeyi hissetmediği için şaşkınlık yaşıyor. Bu sırada Vural'ın beyefendi tavırları ve onunla ilgilenmeyişinden farketmese bile etkilenmeye başlıyor. Yavaş yavaş kalbine yerleşen bu duygunun bir sebebi de Gürkan'ın sürekli Aysun'dan kaçması. Sonradan bunun sebebini de öğreniyoruz. Benim sevdiğim bir kitaptı. Ben mükemmel kararkterlerdense böyle hasarlı karakterleri seviyorum. Ayrıca Aysun'a sinir olmama rağmen kitap heyecanından birşey kaybetmedi. Sonuna kadar okuttu ve gerçekten doyurucu bir kitaptı. Gürkan'la Ayça'yla gittikçe güzelleşen hikayede bazı karakterlerden nefret etsem de genel olarak kitap güzeldi ve ben tavsiye ediyorum. Kitapta Selim ve Kara'dan da bahsediliyor. Onların da kitaplarını okumayı düşünüyorum. Tavsiye edebileceğim bir kitap.
Puanım: 4/5


Meral Kır - Yolum Aşka Düştü

Meral Kır'ın okuduğum ilk kitabı Yolum Aşka Düştü. Sena başarılı bir akademisyen ve küçüklüğünden beri Ahmet Sancaktar'a aşık. Ahmet ise iflah olmaz bir çapkın. Sena'yı önce öpüp sonra 'Pardon. Ben senin ağabeyin sayılırım.' diyen bir adam. Kitap geçmişe gidip gelmelerle birlikte gelişiyor. Düğün sahnesi ile başlayıp iki yıl önceye geçiş yapıyor. Sena'nın bir öğrencisinin ölümü onu çok sarsıyor ve aslında Ahmet'in kardeşi Asya'yı arayacakken telefonunu Ahmet açıyor ve Ahmet'in kendini onu koruyacağına adaması üzerine yakınlaşmaları başlıyor. Ama Sena'nın başına gelen olaylar nedeniyle aralarında gelişen şeylerin bile farkına varacak duruma gelemiyorlar. Ancak belli bir zamandan sonra kendilerine hakim olamadıklarında hayatları iyice arap saçına dönüyor. Konu genel olarak bu. Bazen Sena'ya çok kızsam da kitap boyunca psikolojisinin pek normal olmaması bir yerde onuda anlamamızı sağlıyor. Kitap güzeldi ve bundan önce çıkmış olan diğer iki kitabını da okumayı düşünüyorum. 
Puanım: 3/5

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Abbı Glınes - Tehlikeli Temas Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bu gün size normalde pek okumadığım bir tarzda olan bir kitapla geldim. Eren abinin videosunu izlemiştim. Çok çok beğenmişti. Hatta Rush ile Travis'i karşilaştıranlar olmuş. Bu merakımı uyandırdı çünkü Travis benim uzun zamandır bir numaram. Merak edenlere Rush benim için Travis'i geçemedi. Herneyse kitabın konusuna gelirsek ikiz kardeşinin ölümünden sonra babalarının da onları terk etmesi sonucu hayatta sadece annesiyle kalan Blaire elinde bulunan her şeyi annesi için feda etmiştir ama malesef annesi vefat etmiştir. O da hayatında kalan tek insan olan babasından yardım ister. Babası onu yaşadığı eve çağırır ama kızını karşılayacak kadar saygısı olmadığı için eşiyle birlikte Paris'e gider. Blaire Alabama'dan kalkıp Rosemary Sahiline gelir. Eve girdiğinde parti olduğunu görür ve sonrasında Rush'ı görür. Rush ukala, şımarık çocuğun tekidir ama inanılmaz bir cazibesi vardır. Aynı zamanda kızlara pislik gibi davranır. Blaire evde istenmediğini anladığında kamyonetine geri döner. Sadece kamyoneti, silahı ve yirmi doları vardır. Daha sonra Rush'ın vicdanlı tarafında denk gelir ve Rush ona merdiven altında küçücük bir oda verir. Blaire mutlu olur çünkü en azından güvenli bir yerdedir. Blaire ve Rush aynı evde yaşamaya başlarlar. Bu sırada Blaire Rush'ı birçok kez basar. Havuzda, kanepede vb. Blaire yanlış olduğunu bilse de Rush'ın çekimine karşı koyamaz. Genel olarak konu bu. Blaire benim şu zamana kadar okuduğum en güçlü, gururlu, karakterli kız. Hiçbirşeyden şikayet etmeyip elindekilerle yetinen ve öyle ağlayıp zırlayan bir kız değil. Blaire idolümsün. :) Rush ise yine sevdiğim bir karakter oldu. Bad boy havalarının altında aslında ilgili, tatlı biri var. Bir de Nan var. Rush'ın kız kardeşi. Tam dayaklık. Onu hiç sevmedim. Blaire'ın babasını da hiç sevmedim. Adamın sevilecek hiçbir yanı yok. Daha fazla uzatmak istemiyorum. Kitap gerçekten güzeldi. Sonunda orya çıkan olaylardan dolayı ikinci kitabı merak ediyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yorumda görüşmek üzere.

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Jeaniene Frost - Gece Avcısı Serisi


Gece Avcısı Serisi

Herkese merhaba. Nasılsınız? Uzun zamandır yokum ama bu kitap okumadığım anlamına gelmez hala bol bol kitap okuyorum. Bu gün size anlatacağım seri Gece Avcısı serisi. Hadi başlayalım..

1. Jeaniene Frost - Mezarla Randevu

Gece Avcısı serisinin ilk kitabı olan Mezarla Randevu melez olan Cat ile vampir Bones'un tanışmasını ve birlikte iş yapmaya başlamasını anlatıyor. Cat oldu olası vampirlerden nefret ediyor ve kendini onları öldürmeye adamış. Ta ki kafasındaki bütün vampirler kötüdür olgusunu yıkan Bones'a kadar. Bones kendine güvenen, oldukça bilgili, ultra yakışıklı (sarışın olmasına rağmen) bir usta vampir. Cat ise ne istediğini bilen, kendine güvenen, kızıl saçlı güzel bir kız. Cat'in melez olması Bones'un çok işine yarıyor ve onu eğitiyor. Zamanla muhteşem bir ikili oluyorlar. İkisi de baskın karakterler ve zamanla birbirlerinin çekimine karşı koyamaz oluyorlar. Bu kitap size hem müthiş bir macera hem müthiş bir aşk vadediyor. Çok akıcı ve rahat okunan bir kitap.

2. Jeaniene Frost - Tek Ayağı Mezarda

Cat Bones'un iyiliği için onu terk edeli dört yıl olmuştur. Cat ilk kitabın sonundaki malum olaydan sonra devletin doğaüstü varlıkları avlayan departmanında çalışmaya başlamıştır. Arkadaşı Denise'in düğününde ise hayatının aşkı ile karşılaşır. Bu tabiki bir tesadüf değildir. Bones ona kızgın olsa bile bu sefer Cat'i bırakmaya niyeti yoktur. Cat'in annesinin Bones'a olan tavırları beni gülmekten öldürdü. Bones'un yüzsüzlüğü de öyle. :) Yine muhteşem ikilimizin başı beladan uzak durmaz ve Cat'in babasıyla karşı karşıya gelirler. Bu kitapta vampir dünyasının içine daha çok giriyor ve vampir kanunlarının bir kısmını öğreniyoruz. Bu karşılaşma sonucu Bones ve Cat tamamen birbirine bağlanıyor. Bones'un geçmişini öğreniyoruz. Gerçekten şok edici şeyler yaşamış. Bu kitapta da hem aksiyon hem aşk hiç hız kesmeden devam ediyor.

3. Jeaniene Frost - Mezarın Dibinde

Bones'un efendisi olan Mencheres'in başı deli karısı Patra ile belada. Bu kitapta aslında bir çok olay oluyor. Ekibimize yeni vampirler katılıyor. Vlad gibi. Vlad aslında Drakula ama öyle bizim bildiğimiz korkunç Drakula imajında değil kesinlikle. Adam sempatik, esprili, anlayışlı böyle ne bileyim Vlad'i acayip sevdim. Alıp bağrıma basasım geldi. Onun dışında Mencheres'in Bones'u varisi olarak seçmesi ve güçlerini onunla paylaşması büyük bir olaydı. Ayrıca kitaba hayaletler ve zombiler de katıldı. Kitabın bir yerinde öyle bir şey oldu ki neredeyse oturup ağlayacaktım. Hayır öyle bir şey olsa yazara tehdit içerikli mesajlar göndereceğime eminim. Neyse ki öyle birşey olmadı. Birde Cat'in annesinin Bones'la aralarındaki buzlar azıcık eridi. Bu da oldukça şaşırtıcı bir olaydı.

4. Jeaniene Frost - Mezara Mahkum

Kedicik ve Bones sonunda tatile çıktı. Bizde azıcık aksiyonsuz zaman geçirelim derken bir gece Gregor adlı bir usta vampirin Cat'in rüyasına girmesiyle hayallerimiz yine suya düşüyor. Şaka şaka bayılıyorum maceradan maceraya atlamaya. :) Neyse  Gregor Cat'in onun karısı olduğunu söylüyor. Bones bunu duyunca tabiki çıldırıyor. Adam zaten korumacı şimdi iyice coşuyor desek yeridir. Gregor Bones'a saldırdığında Bones Cat'i koruma amaçlı onu saklıyor. Ama Cat hem aşkına birşey olması endişesi hem de artık gerçeği bilme isteği ile rüya hırsızının yani Gregor'un yanına gidiyor. Gregor ona gerçekleri göstermesine rağmen Cat Bones'u seçiyor ve Gregor bu durumdan oldukça rahatsız. Cat ve Bones'un arasında ipler kopma noktasına geliyor. Hatta bir yerde Bones "Benim karım yok." diyor ki kafasını gözünü patlatmak istedim. Kitabın böyle bir iç daraltıcı yönü vardı. Bones önce Cat'e biraz çektirse de sonrasında aralarını düzeltiyorlar. Ama kitapta unutamadığım ve asla unutamayacağım bir bölüm var ki Cat ve Bones'un Cat'in annesini bastığı bölüm. Hem şok oldum hem kahkahama engel olamadım. Gerçekten inanılmazdı. Ve kitabın sonu oldukça can alıcı bir şekilde bitti. 

5. Jeaniene Frost - Kızıl Damla

Kızıl Damla Gece Avcısı Dünyası romanı olarak geçiyor. Spade ve Denise ana karakterlerimiz. Tabiki Cat ve Bones'u da görüyoruz. Denise aslında ikinci kitapta evlendi ama üçüncü kitapta eşi Randy hayatını kaybediyor. Denise'in başına bir iblis bela oluyor. O da Spade'den yardım istiyor. Bu kitapta macera daha azdı. Romantizim fazlaydı. Ian bu kitapta aştı. Bir ev olayı var ki Ian ve Spade arasında gerçekten çok güldüm. Spade'ın da geçmişte yaşadığı olaylar var ve bu olaylar sonucunda Denise'in fikrini sormadan onun adına bazı kararlara varıyor. Bu pek hoşuma gitmese de Denise ağzının payını verince rahatladım. İblisin Denise'den istediği akrabası Nathainel'i ona vermesi. Ama Denise bunu yapamıyor ve son anda bütün planlara karşı gelip kendisinin de güçlü olduğunu hepimize kanıtlıyor. Kitabın sonunda Denise bir şekil değiştiriciye dönüşüyor. 

11 Haziran 2015 Perşembe

Canan A. Düzgan - Bir Deniz Kızı Hikayesi



Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bir Deniz Kızı Hikayesi adlı muhteşem kitabı yorumlayacağım size. Gerçekten muhteşemdi. Elka bir deniz perisidir ve insan olmak ister. Aşkı tatmak ister. Walter ya da Walt arkadaşları Steve ve John ile Karayiplere tatile gider. Tatil anlayışları tamamen bakabildikleri kadar çok kızın tadına bakmak. Bir gün deniz kenarındayken birden yer sarsılır ama bunu sadece Walter farkeder. Kamp kurdukları yere gittiklerinde gece bir inleme duyar. Sesi takip ederek bir mağaraya gider ve Elka'yla karşılaşır. Elka Walt için okyanus gözlü kız. Elka çok masum bir kız ve çok zayıf düşmüş. Walt onu orada bırakamıyor ve evine götürüyor. Ama Elka'da fark ettiği bazı tuhaflıklar var. Mesela televizyonu gördüğünde içinde insanların sıkışmış olduğunu düşünüp neredeyse ağlayacak duruma geliyor. Walt önce onu deli sanıp bırakmaya çalışıyor ama vicdanı el vermiyor ve onunla yaşamaya başlıyor. Böylece Elka ve Walt'ın aşkı başlıyor. Çok masum ve saf bir aşk var. Gerçekten çok güzeldi. Bir çift daha var ki ben bayıldım. Steve ve Axela. Sürekli tartışıyor ve birbirlerini deli ediyorlar ama aynı zamanda birbirlerine deli oluyorlar. Bazı tartışmalarında gerçekten nefessiz kalana kadar güldüm. Bahsetmeyi unuttuğum bir şeyler var Walt ve Elka ile ilgili. Elka insan olmak istiyor ama bu öyle kolay bir süreç değil. Öyle şeyler dönüyor ki yok artık modunda oluyorsunuz. Elka'nın insanlara dair hiç bir şey bilmemesi Walt'ı öyle durumlara sokuyor ki bir yandan gülüyor bir yandan nasıl anlatacak acaba diye merakla okuyorsunuz. Hep güldüm dedim ama kitapta büyük fedakarlıklar da var. Gözyaşlarıma engel olamadığım zamanlar da var. Sevdiğiniz bir karakterden bir anda nefret ediyoruz ama sonra öyle bir şey ortaya çıkıyor ki gönlümüzün birincisi oluyor. Arka kapak yazısında beğendiğim çok güzel bir bölüm var onu da aşağıda paylaşmak istiyorum. Son olarak kitap 733 sayfa yani çok kalın ama inanın hiç sıkılmıyorsunuz. Bir de bir de kitap farklı karakterlerin ağzından anlatılıyor yani birbirlerinden uzakken neler olduğunu ve aynı olayları farklı kişilerin gözlerinden görmemiz açısından çok güzel bir durum. Neyse daha fazla uzatmıyorum sevdiğim bölümü yayınlayıp bitireceğim.

"Yemin ederim sana her şeyi düzgün öğreteceğim. Korkunca öpülmüyor biliyor musun? O, sadece seni öpebilmek için uydurmuş olduğum bir yalandı. Pizzamı da paylaşabiliriz söz veriyorum. Yine dönmedolaba bineriz ve bu kez, korkmaman için sımsıkı sarılırım sana. Seninle uyumak için uydurduğum bahaneler olmadan beraber uyuruz...Hı?"

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Merve Akıncı - Senli Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben az önce Senli'yi bitirdim ve karmakarışık bir ruh hali içindeyim. Önce sonunu anlamakta zorlu çeksem de sonunda çözdüm yani sanırım çözdüm. Spoiler olarak anladığım sonu aşağıya yazacağım okuyanlar doğru anlamış mıyım diye bana söylerse sevinirim. 

Kitap Bahar'ın ağzından Karan'a duyduğu saplantılı aşkı anlatıyor. Bahar fazlasıyla takıntılı bir karakter. Karan ise melankolinin dibine vurmuş bir karakter. Bazı yerlerde Karan'a bazı yerlerde Bahar'a çok sinir oldum. 
Kitap geçitlerden oluşuyor. Sevdim mi? Sanırım sevdim. Sonunu anlamakta gerçekten zorluk çeksem de özellikle Karan'ın Bahar'a doğum günü için yazdığı notta kendimi kaybettim. 
Söylemeden geçemeyeceğim Müptela yayınlarının hazırladığı ayraca bayıldım. 

Yorumum çok içime sinmedi ama nasıl anlatacağımı da bilemedim. Kusura bakmayın lütfen.



Spoiler!
Benim anladığım son şu şekilde. Birlikteliklerinden sonra Karan Bahar'ı hastaneye götürüyor. Zamanla Bahar iyileşiyor. O saplantılı ruh halinden kurtuluyor. Ondan sonra Karan'dan vazgeçiyor. Karan öldükten sonra da evi yakıyor ve bitiyor. Çok emin olmamakla birlikte ben böyle anladım ve şu var ki Bahar bazı şeyleri abartıyor. Peki Karan normal bir genç mi yoksa bizim Bahar'ın gözünden okuduğumuz kişi mi?

1 Mayıs 2015 Cuma

Jamie McGuire - Tatlı Sır Kitap Yorumu


Herkese merhabaa. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben bugün yine çok çok çok güzel bir kitabın yorumuyla karşınızdayım. Ayaklı Bela serisine bayılmıştım. Şimdi onun erkek karakteri Travis'in kardeşlerinin anlatıldığı serinin ilk kitabı Tatlı Sır'ı yorumlayacağım. Tatlı Sır Trenton Maddox'un hikayesi. Cami ile Trent uzun zamandır tanışıyorlar. Bir gün Cami sevgilisi T.J. ile buluşmak için California'ya gidecekken işten izin alıyor. Ama T.J. çok önemli bir işinin olduğunu söylüyor. Bu nedenle Cami boş kalıyor. Ev arkadaşıyla birlikte çalıştığı bar olan Red'e gidiyorlar. Trent ilk hamlesini burada yapıyor. Cami zamanla Trent'e karşı bir şeyler hissetmeye başlasa da bunu kabul etmiyor. Sürekli arkadaş olduklarını söylüyor. Birbirleriyle daha çok zaman geçirmeye başlıyorlar. Bu sırada T.J. ile olan ilişkisi iyice bozuluyor. Tabi bu sırada Cami Trent'in kalbini oldukça kırıyor. Neyse işte Ayaklı Bela hayranları biliyorsunuz ki bir Maddox aşık olduğunda o kızı alır. Ve bu da aynen öyle oluyor. Tabi bir de T.J. var. Bence hiç de tatlı bir sır değildi. Öğrendiklerinde doğru düzgün tepki bile vermediler. Orası biraz geçiştirilmiş gibi geldi. O kısmı sevmedim. Ama tabi ki kitabı çok sevdim. Daha fazla yorum yapmak istemiyorum. Alıntılar paylaşacağım. 

Yılbaşı Zamanı

Trenton'un masasına bakınca kızıl saçlının dudaklarının onun dudaklarında olduğunu gördüm. Midem bulandı ve yarım saniye için barın üstünden zıplayıp onu Trenton'un üstünden çekip almayı istedim. Aniden Trenton'ın yüzü burnumun dibinde belirdi. Masaya baktığımı fark edip gülümsedi.
"Daha buraya gelmeden önce Travis'i kafasına takmıştı."
"Hepsi öyleler." dedim rahatlayıp iç çekerken. Tanrı Maddox kardeşlerin ve tıpatıp aynı DNA'larının belasını versin.

Bahsetmeyi unuttuğum küçük bir ayrıntı. Sanki kendi çekiciliği yetmezmiş gibi Trent bir de Olivia adında küçük bir kızla kandırmaya çalışıyor Cami'yi. Şimdi bir alıntı da oradan gelecek.

"Neden nefret ediyorum biliyor musun?"
Trenton'un gözlerinde çaresizlik vardı. "Benden. Biliyorum. Ben sadece... ben bencil, ciddi güven sorunları olan bir geri zekalıyım."
"Doğru."
"Ama ben, yanında küçük bir kız çocuğuyla soğuk havada dışarıda duran, üzgün bencil ve ciddi güven sorunları olan bir geri zekalıyım."  

Maddoxlar belanın kokusunu alabiliyorlardı. En azından öyle görünüyordu, çünkü nerede bir kavga olsa ya başlatan ya da bitiren onlar olurlardı. Genellikle her ikisi de.

22 Nisan 2015 Çarşamba

Gena Showalter Karanlığın Efendileri Serisi Kitap Yorumu 1-5

Herkese merhabaa. Nasılsınız? Ben çok iyiyim. Uzun zamandır yoktum. Bunun sebebi sınav haftalarımdı. Ama dönüşüm muhteşem oldu. Harika bir seriyle karşınızdayım. Gerçekten harika. Okuyun okutun! Şimdi önce ilk defa seri incelemesi yapıyorum bu yüzden hatalarım olur. Kesin olur. Bunları bana söylerseniz daha dikkatli olurum. 
Öncelikle kitapların kısa kısa yorumlarından bahsedip daha sonra serinin diğer kitaplarıyla ilgili bilgi vermeyi düşünüyorum. 
Pandora'nın kutusunu açıp iblisleri dünyaya salan, ceza olarak bu iblisleri içinde barındırmakla lanetlenen adamların dünyasına hoş geldiniz. Karanlığın Efendileri. Aşkı, cesareti, sabrı, fedakarlığı dibine kadar hissedeceğiniz bir seri.

Gena Showalter - En Karanlık Gece

En Karanlık Gece Ashlyn ve Maddox'un hikayesi. Ashlyn çocukluğundan beri geçmişten gelen sesleri duyuyor. Hangi dilde olduğu farketmiyor. Bir şekilde anlayabiliyor. Paranormal durumları inceleyen bir enstitüde çalışıyor. Ailesi o tuhaf bir çocuk olduğu için onu küçükken enstitüye bırakmış. O zamandan beri Dr. McIntosh için çalışıyor. Budapeşte'de onun sorununa yardım edebilecek insanlar olduğunu duyuyor ve oraya gidiyor. Ve karşısına Maddox çıkıyor. Maddox'un yanında olduğu zamanlarda sesler kesiliyor. Maddox şiddet iblisi tarafından ele geçirilmiş. Bu şekilde hikayeleri başlıyor. Aynı zamanda başlarda herkes onu düşmanları olan Avcıların yemi sanıyor. 
Maddox hepsinden daha farklı daha yumuşak. Evet içinde şiddet iblisi olan bir adama yumuşak dedim tuhaf. Kabul. Ama okuyunca anlayacaksınız. Aynı zamanda Maddox'un bir laneti daha var. İblisi onu ele geçirdiğinde Pandorayı öldürmüş ve o zamandan beri gece yarısı altı kere bıçaklanıp geceyi cehennemde geçirmek zorunda.
Ashlyn ise duyduğu seler nedeniyle her zaman yalnız kalmış. Hayatını yaşayamamış bir kız. Aynı zamanda çok cesur, çok fedakar, çok iyi ve çok aşık.
 Daha fazla şey söylemek istemiyorum. Çünkü spoiler olur. Olmasın. :)

Gena Showalter - En Karanlık Öpücük

En Karanlık Öpücük Lucien ve Anya'nın hikayesi. Kitap Anya'nın Lucien'i tavlamaya çalışmasıyla başlıyor. Anya Anarşi Tanrıçası. Annesinin ünü yüzünden hep küçük görülmüş. Hiç bir zaman gerçekten sevilmemiş ama çok güçlü bir karaktere sahip. Onda Kronos'un istediği bir şey var. Bir anahtar. Kronos Anya'yı öldürmesi için Lucien'i görevlendiriyor. Ama şöyle bir durum var ki birbirlerine aşık oluyorlar. Onların hikayesi bu şekilde başlıyor.
Anya'yı ilk kitaptan biraz tanıyoruz. Lucien'den bahsetmek istiyorum. Kendisinin dış görünüşünü anlatmak için Anya'nın tabirini kullanacağım. Biri Lucien'i kavun gibi oymuş ve sonra parçaları birleştirmiş gibi duruyor. Dış görünüşü korkutucu olduğu için kimse yanına yaklaşmıyor. Bu arada Lucien Ölüm'ün Muhafızı. Ruhları toplatıp cennete veya cehenneme götürüyor. Anya'nın Lucien'e yaklaşması hepsini şaşırtıyor. Ama sonra süper bir hikaye çıkıyor ortaya.

Gena Showalter - En Karanlık Zevk

En Karanlık Zevk Reyes ve Danika'nın hikayesi. 
Reyes acı iblisi ile lanetlenmiş. Fiziksel acıya ihtiyaç duyuyor. Kendini yaşadıkları kalenin tepesinden aşağıya atmaya bayılıyor. Bunu yapmadığı zamanlarda kendisini kesmekle meşgul oluyor. 
Danika'yı aslında birinci kitaptan beri tanıyoruz. Yunanların hakimiyetini ele geçiren Titanlar'ın kralı Kronos Gazap iblisi ile lanetlenen Aeron'a Danika'yı ve ailesini öldürme görevi veriyor. Aeron'ın içten içe masum insanları öldürmeyi istemediğini bildikleri için Danika ve ailesini kaleye kapatıyorlar. Danika'da normal bir insan değil. Geceleri rüyalarında bazı görüntüler görüyor. Bir ressam olduğu için bunları tuvaline yansıtıyor. Daha sonra Danika hakkında öyle bir şey öğreniyoruz ki inanamazsınız. Ben şok oldum öğrendiğimde.
Reyes ise Danika'yı ilk kitapta fark ediyor. Sonra Danika ondan kaçmaya çalışıyor. Tabi bu sırada Danika'nın hayatı alt üst olmuş durumda. Aeron onları bulmasın diye ailesinden ayrı yaşıyor. Bir yerde uzun süre kalmıyor. Daha sonra Efendilerin düşmanları olan Avcılar tarafından kaçırılıyor. Ama Reyes onu kurtarıyor. Danika Avcılara onlar için çalışacağını söylüyor. Ama kalbi bunu yapmasına izin vermiyor çünkü Reyes'a aşık oluyor. Tabi Reyes'da ona. Onların hikayeside böyle gelişiyor. Benim en sevdiğim kitap bu oldu ilk dördü içinde.

Gena Showalter - En Karanlık Fısıltı

En Karanlık Fısıltı Sabin ve Gwen'in hikayesi. 
Sabin'i anlatmaya başlamadan önce şöyle genel bir toparlama yapmak istiyorum. Yüzlerce yıl önce Avcılar Güvensizlik iblisi Baden'ı öldürdükten sonra Efendiler iki gruba ayrılıyor. Avcılardan intikam almak isteyenler ve huzurlu bir yaşamı tercih edenler. Huzurlu yaşamı tercih edenler Maddox, Paris Lucien, Reyes, Aeron ve Torin. Avcılardan intikam isteyen grup ise Sabin, Strider, Amun, Gideon, Camio ve Kane. Bu iki grup kendilerine büyük tehdit oluşturan Avcılara karşı birleşiyor. (Bu olay ilk kitapta oluyor.)
Sabin arkadaşlarını ve kadınlarını gördüğünde onları onları kıskanıyor ama böyle bir şey yaşayacağını düşünmüyoır. Osavaşçı kimliğiyle var oluyor. Aynı zamanda içinde şüphe iblisini barındırıyor. Hayatına giren kadınlar ne kadar özgüvenli olursa olsun bir şekilde iblisi nedeniyle kendilerini öldürüyorlar. Ama Mısır'daki pramitlerde antik nesneleri ararken karşına çıkan Gwen'e kendini kaptırıyor. Gwen altı ay boyunca Avcıların elinde mahsur kalmış ve bu süre zarfında çok kötü şeyler yaşamış. Aynı zamanda bir Harpy. Harpy'lerin özelliklerini kitapta öğreniyoruz. Gwen'in zaten yaşadığı şeylerden sonra özgüveni yerle bir olmuş bu nedenle Sabin ondan özellikle uzak durmaya çalışıyor ama olmuyor. Gwen'in kız kardeşleri ile de tanışıyoruz. Aynı zamanda bu kitapta da Gwen'le ilgili bir sürpriz bizi bekliyor. Yok artık dedirtecek türden bir sürpriz. Ve ve ve bu hikayeyi de anlatmış bulunmaktayım. Elimden geldiğince spoiler vermemeye çalıştım. 

Gena Showalter - En Karanlık Arzu

En Karanlık Arzu Aeron ve Olivia'nın hikayesi. 
Aeron yani Gazap geçmişte yaptığı yıkımları unutmamak için bütün vicudunu yıkım resimleriyle donatmış. Daha önce tanıştığı ve çocuğu gibi gördüğü Legion Aeron'u izleyen bir melek olduğu için onun yanına yaklaşamamaktadır. Aeron onu Legion'dan ayırdığı için onu izleyen melekten nefret ediyor. Sonra bir gün yaşadıkları yerin yakınında bir kız görür. Kız yürüyemiyor ve sürekli düşüyor ama azimle devam ediyor. Kızımız Olivia. Olivia'nın asıl görevi Aeron'u öldürmek ama onu izlediğinden beri Aeron'a karşı birşeyler hissediyor. Onu öldürmeye karşı çıktığı için cennetten kovulmuş ve düşmüş melek oldu. Kanatlarını kaybetti. Ama dünyada yaşaması çok zor. Kalan zamanını ise Aeron'la geçirmek istiyor. Aeron ise Olivia'dan kurtulmaya çalışıyor. Ama aralarındaki çekim ister istemez onları birbirine bağlıyor. Bu sırada umut iblisi Galen'in yönettiği Avcılar dört büyük kutsal emanetten biri olan Görünmezlik Pelerinini buluyor. Efendilerin o pelerini bulması gerekiyor. Sonlara doğru olaylar öyle bir yere geliyor ki şok oluyorsunuz. Yazar her kitapta olduğu gibi bu kitapta da bizi ters köşeye yatırıyor. Aşk, tutku, fedakarlık, hüzün, heyecan hepsi var bu kitapta. Hele kitabın bir sonu var ölüyorum dedim ciddi ciddi. Neyse ki yazar azıcık halimize acıyıp sonda bir bilgi vermiş ve bizi rahatlatmış. Daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum ama diğer dört kitap gibi mükemmeldi.

Şimdi size biraz da diğer kitaplardan bahsetmek istiyorum. 

6. The Darkest Lie (Gideon - Scarlet)
7. The Darkest Secret (Amun- Haidee)
8. The Darkest Surrender (Strider - Kaia)
9. The Darkest Seduction (Paris - Sienna)
10. The Darkest Craving (Kane- Josephina)
11. The Darkest Touch (Torin - Keeley)

Ufak Notlar!
Kitaplar birbirinden bağımsız değil birbirinin devamı. O yüzden ortadan başlamayın. Eğer kitapta ne olduğunu bilmediğiniz terimler varsa ki vardır çünkü yunan mitolojisinden bolca bahsediyor en arkada sözlük gibi bir bölüm var. Oradan bakabilirsiniz. Serinin çok uzun olmasına bakmayın bir solukta bitiyor. Çok akıcı ve merak uyandırıcı. Beş kitabın hiçbir yerinde sıkılmadım. Bazı cinsel içerikli sahneler var ama rahatsız edeceğini sanmıyorum. En azından beni etmedi. İlk kitapta kimin ne iblisi olduğunu karıştırabilirsiniz ama zamanla aklınızda kalıyor. Paris bence aralarında en komik karakter. Hafifmeşreplik iblisi ile lanetlenmiş. Can damarı kadınlar. Bunu iyice anlıyorsunuz. Paris'e gerçekten çok güldüm. Camio aralarındaki tek kadın savaşçı. Onun hikayesi yok henüz. Olur mu bilmiyorum ama olsa güzel olur. Sefalet iblisiyle lanetlernmiş. O konuşunca insanın kendisini kesesi geliyormuş. Ben duymadım ama aldığım duyumlara göre böyle ve bence ilginç olur. :) Torin hastalık iblisi taşıyor. Kimseye dokunamıyor. Çünkü dokunduğunda hastalık bulaşıp salgın başlıyor. Onun haricinde Kane'in hikayesini de oldukça merak ediyorum çünkü kendisi felaket iblisini taşıyor. Durup dururken kafasına lamba inebiliyor yada tavan çökebiliyor. Gideon yalan iblisini taşıyor ve doğru söylediğinde inanılmaz acılar çekiyor. Onun hikayesi de ilginç olacaktır. Strider'ın sevgilisi Kaia Sabiin'in sevgilisi Gwen'in ablası sanırım. Buna sevindim ablalarından en sevdiğim Kaia çünkü. Amun ise insanların en gizli sırlarını duıyabiliyor. Onun ilişkisi en tuhafı olacak bence. 

Kısacası hepsini çok merak ediyorum. Benim favori serim haline geldi. Elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Sorularınız olursa veya sizde okuduysanız yorum yazarak benimle paylaşın. Eğer buraya kadar okuyacak sabrı gösterdiyseniz çok çok çok teşekkür ederim. :))

21 Mart 2015 Cumartesi

Susan Ee - Meleğin Düşüşü Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Ben iyiyim. Bugün yine süper bir kitapla karşınızdayım. Umarım doğru düzgün anlatabilirim. Çünkü sevdiğim kitapları anlatmak sevmediğim kitaplara göre daha zor. Herşeyi söylemek istiyorum. Dur şunu da yazıyım diye diye çok uzuyor. Ama çok uzun yazıp sizi sıkmak da istemiyorum. Neyse geçelim kitabın konusuna.. Kıyametten sonra melekler dünyaya iniyor. Ama bunlar iyi melekler değil. İnsanları hiç acımadan öldürüyorlar. Teknoloji çökmüş durumda. Yaşamak için sürekli bir kaçış halinde olmalısın ve saklanmalısın. Çünkü tek tehdit melekler değil, sokak çeteleri de var. Bir gün yine yer değiştirmeleri gerekirken meleklerle karşılaşırlar. Melekler Raffe'nin kanatlarını koparırlar. Raffe bizim asıl erkek karakterimiz. Neyse işte melekler Penryn ve ailesini görüyor. Penryn'in tekerlekli sandalyeye mahkum kardeşini kaçırıyorlar. Penryn Raffe'ye kardeşinin nerede olduğunu bilen tek kişi olduğunu düşündüğü için yardım ediyor. İşte bu şekilde macera başlıyor. Kitabın beğenmediğim bir kısmı yok. Gerçekten çok güzeldi. Tamamen farlı bir dünya kurmuş yazar. Penryn'in güçlü bir karaktere sahip olması ve dövüşebilmesi benim özellikle hoşuma giden kısımlardan. Raffe'nin her ne kadar göstermese de Penryn için hissettiği duygular çok hoşuma gitti. Aşk üçgenleri olmaması hoşuma gitti.  Sonunun bu kadar çarpıcı olması hoşuma gitti. Yani gerçekten kitapla ilgili söyleyebileceğim tek şek ÇOK GÜZEL. Penryn'in annesi beni biraz korkutsa da kitaptaki karakterlerin hepsini gerçekten çok sevdim.İkinci kitabını okumak için sabırsızlanıyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşçakalın :)

20 Mart 2015 Cuma

Veronica Roth - Uyumsuz Kitap Yorumu


Herkese merhabaa. Nasılsınız? Bugün size Uyumsuz'un yorumunu yapacağım. Ondan önce biliyorsunuz ki  Kuralsız vizyona girdi. Eğer kitabı bitirebilirsem yarın izlemeye gideceğim. Uyumsuz'u herkes okudu, beğendi. Ben nedense bir uzak durdum. Sonra filmini izledim. Baya beğendim. Gidip seriyi aldım. Uyumsuz güzeldi. Veronica Roth'u çok kıskanıyorum çünkü yaratıcı yazarlık diye bir bölümde okumuş ve bence süper :) Neyse konuya geleyim. Toplum beş farklı topluluğa ayrılmış. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. Beatrice asıl kızımız fedakarlıkta doğmuş. Topluluğunu seviyor ama kendini o topluluğa ait hissetmiyor. Topluluğun gerektirdiği özellikleri (kendini unutma, kendinden önce başkalarının ihtiyaçlarını düşünme vb. ) kendinde bulamıyor. 16 yaşındaki herkes hayatını devam ettireceği topluluğu seçiyor. Bu seçim töreninden önce bir test uygulanıyor. Bu testin amacı hangi topluluğa ait olduklarını belirlemek ama test sonucuna göre seçim yapmak zorunda değilsin. Beatrice uyumsuz çıkıyor. Seçim gününde ne yapacağını bilmiyor. Hem ailesiyle kalmak hem de kendini bulmak istiyor. Ama bunun ikisi aynı anda mümkün değil. Herkesi şaşırtacak bir seçim yapıyor. Cesurluğu seçiyor. Ve macera başlıyor. Cesurlar gerçekten çok harikalar. Yani şöyle cesurlukta bozulmalar var bahsettiğim harikalık o değil. Mesela ulaşımları. Hızlı giden bir trene kendilerini atıp o şekilde yolculuk ediyorlar. Ya da arka girişte kendini yedinci kattan aşağı atıyorsun ve bir ağın üstüne düşüyorsun. Buraları harika :) Cesurluk yerleşkesinde geçen zamanı çok sevdim. Cristina, Will, Al, Tobias. Onları da çok sevdim. Genel olarak kitabı çok sevdim. Sadece daha çok diyalog olsun isterdim. Neyse yapacak bir şey yok :) Ben okumanızı tavsiye ederim. İyi vakit geçireceğinize inanıyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

15 Mart 2015 Pazar

Chelsea M. Cameron - En Sevdiğim Hatam Kitap Yorumu


Merhabaa. Nasılsınız? Bugün size yine çok beğendiğim bir kitabı yorumlayacağım. Kitabın konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu aldığımda. Sadece arka kapak yazısını okudum ve hoşuma gitti. Kitabımızın asıl karakterleri Taylor ve Hunter. Önce tanışmalarından bahsetmek istiyorum. Taylor yurtta kalıyor iki kız arkadaşıyla birlikte. Ve bir gün kapıları çalıyor. Taylor açıyor ve karşında yeni oda arkadaşı Hunter var. Tabiki Taylor bunu kabul etmiyor. Ama yapabileceği pek birşey yok. Bu nedenle bir kaç günlüğüne ona katlanıp sonrasında bir şekilde ondan kurtulmaya karar veriyor. Taylor geçmişte yaşadığı bir olay sebebiyle erkeklerden uzak duruyor. Bu olayı bilen tek bir arkadaşı var. O da Megan. Megan'ı sevdim ama birazcık saf gibi geldi. Neyse işte önce Taylor Hunter'dan nefret etse hatta ona yumruk atsa bile zamanla aralarında birşeyler oluyor. Hunter'ın da geçmişinde yaşadığı şeyler var ve geceleri kabul görüyor. Taylor'da görüyor. Neyse işte zamanla araları düzeliyor. Hunter çok güzel yetenekli. Yemek yapıyor, gitar çalıyor. Çok ama çok tatlı şarkılar yazıyor. Aşk üçgenleri olmamasını sevdim. Hunter'ın kuzeni Mase ile Taylor'un oda arkadaşının ilişkisini sevdim. Küçücük odalarına bir ton insanı sığdırıp birlikte yemek yemelerini sevdim. İyi vakit geçirdim. Yorumum bu kadardı. Alıntılar paylaşmak istiyorum biraz da. 

T: "Benden hoşlanmadığını söylemiştin."
H: "Evet, senden hoşlanmıyorum. Saçlarının kokusundan, uyandığımda karşımda seni görmeyi düşünmekten hoşlanmıyorum. Ailemle, özellikle de Harper'la, ne kadar iyi anlaştığından ve seni onlarla yine görmek istediğim gerçeğinden hoşlanmıyorum. Üstelik bir misafir değil, ailenin bir üyesi olarak. Evet, haklısın. Tüm bunlardan kesinlikle hoşlanmıyorum."
T: "Fikrini ne zaman değiştirdin?"
H: "Fikrim hiçbir zaman değişmedi. Bana kapıyı açtığım ve yüzünde o şaşkın ifadeyi gördüğüm andan beri istiyorum seni. Bunu kendime itiraf etmek sadece bir saniyemi aldı. Peki şimdi neden inkar edeyim ki? Neyse o işte. Ve bu asla değişmeyecek."


H: "Ama bu kibar biri olacağım anlamına gelmiyor. Bir pislik olmaya devam edeceğim. Özür dileyip sana çiçekler alan ve tam bir pislik olduğunu söyleyen bir serseri olacağım."
T: "'Çikolata,' dedim"
H: "Ne?"
T: "Özür dilediğinde çikolata almanı tercih ederim."
H: "'Tamam, çikolata.' Gülümsedi. 'Yani bu düşündüğüm şey mi oluyor?'"
T:  "'Hayır. Sadece pislik yaptığında özür dilemek için bana çikolata alacaksın demek oluyor. Ve ben böylece üç yüz kilo olacağım.' Dikkatimi biberlere vermeye çalışıyordum. Hunter'ın ilan ettiği şeyi düşünemiyordum bile. O neyse artık."

T: "Ondan hoşlanmıyorum."
M: "Ondan hoşlanmamaktan hoşlanmıyorsun."
T: "Çifte negatif."
M: "Konuyu değiştirme."

İşte alıntılar da böyleydi. Ben kitabı beğendim. Tavsiye ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

14 Mart 2015 Cumartesi

Katie McGarry - Sınırları Zorlamak Kitap Yorumu


Merhabaa. Nasılsınız? Ben iyiyim. Çok sevdiğim bir kitabı yorumlayacağım bugün size. Öncelikle birkaç ufak şeyden bahsetmek istiyorum. Aspendos yayınları benim yeni tanıştığım bir yayınevi. Ama gerçekten aldığım kitaplarından çok memnun kaldım. Kitaplığıma daha fazla Aspendos kitabı gelmeli. Neyse bu çok gerekli olmayan bilgiden sonra gelelim kitabın konusuna. Echo çok popüler bir kızken bir gün bütün hayatı değişir. Ama Echo başına ne geldiğini hatırlamıyor. Olaydan iki gün sonra hastanede uyanıyor ve kolunda tuhaf yaralar var. Echo okula dönüyor ama hiçbirşey eskisi gibi değil çünkü Echo'da eskisi gibi değil. Çevresindeki herkesi kendinden uzaklaştırıp kabuğuna çekiliyor. Sürekli psikologlara gidiyor. Annesiyle görüşmüyor. Babası ise tuhaf bir adam. Echo'ya hiç sevgi göstermiyor ama sürekli onu en iyisi olması için zorluyor. Echo'nun abisi ise Aires. Echo onu aşırı seviyor ama abisi ölmüş. Neyse Echo'nun çevresi işte böyle. Bir gün okul psikoloğu Bayan Collins Echo'nun Noah'a ders vermesini istiyor. Bu olay da fitili ateşliyor. Konuyu çok güzel anlatamadım çünkü çok karakter ve çok olay var. Benim kitapta en sevdiğim şey karakterler dertsiz tasasız insanlar değiller. Hatta tam tersi ikiside o kadar sorunlu tipler ki.. Ama güzel olan ilgi çeken taraf bu. Noah'ın ailesini kaybettikten sonra sürekli koruyucu ailelerle yaşaması. Haklı olduğu bir durumda haksız gibi görülüp kardeşleriyle görüşmesine izin verilmemesi. Sisteme karşı gelme çabası içinde olması, kardeşlerine olan sevgisi.. Anlatamıyorum ya Echo'yu da Noah'ı da aşırı derecede sevdim ve çok samimi geldi bana kitap. Bence kesinlikle okumalısınız. Kitap bittikten sonra düşündüğüm şey geçmişte yaşayan iki insanın birbirlerini yaralarıyla kabul edip beraber bir gelecek oluşturmalarıydı. Dediğim gibi okuyun pişman olmazsınız. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

11 Mart 2015 Çarşamba

Burcu Bahtiyar - Ünlü Aşk Kitap Yorumu


Merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bugün size çok güzel bir kitabın yorumunu yapacağım. Ünlü Aşk baya güzeldi. Çünkü farklıydı. Konusunu anlatmaya başlayayım o zaman anlayacaksınız. Karen Yağız Türk bir bodyguard. Sanırım farkı anladınız :) Ben ilk defa kadın bodyguard olan bir kitapla karşılaşıyorum. Neyse Can Taker bir film yıldızı annesi Türk babası Amerikalı. Toprak Karen'in en yakın arkadaşı ama ona aşık. Karen'in işinden dolayı hareketli bir hayatı var ama uzun süre bu işi yaptığı için artık rutine bağlamış gibi geliyor. Ta ki Can Taker'in bodyguardlığını yapmaya başlayana kadar. Can'ın peşinde bir suikastçi var. Ama tek sorun suikastçı değil. Çünkü Karen'in hem hayatı hem kalbi tehlike altında.. Can'la aralarında bir çekim var ve buna engel olamıyor. Toprak Karen'in arkadaşlığıyla yetinmiyor. Karen'in de ona aşık olmasını istiyor. Ama bu kız ne yapsın :)) Şimdi kitabın konusu bu. Ama bahsetmek istediğim çok şey var. Mesela Sergio. Nasıl tatlı bir insan ya o :) En sevdiğim karakterleden biri de o. Kitapta aşk üçgeni var evet ama siz iki tarafı da seviyorsunuz. Yani birini sevip diğerinden nefret etmiyorsunuz. Can normalde tanıdığımız erkek karakterlerden oldukça farklı. Bir kere aşık olduğunu kabul ediyor. Bizi çıldırtmıyor. Ondan sonra Karen zaten tamamen farklı. İşi için ailesiyle zor zamanlar geçirmiş. Yani kitap çok güzeldi. Kocaman kitabı bir günde bitirdim. Çok akıcıydı. İşin içine biraz aksiyon girince daha da güzel oldu. Karakterlerin sağlam olması çok çok iyiydi. İşte genel olarak kitap böyle. Bence okuyun. Okumalısınız. Beğeneceğinize eminim. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Karen Marie Moning - Kan Ateşi Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Bugün Ateş serisinin ikinci kitabı Kan Ateşi'ni yorumlayacağım. İlk kitabı okumayanlar için spoiler içerir. İlk kitapta Mac Malluce'dan gizli bir obje çalıyor. Malluce bunun peşine düşüyor. Ama ondan önce Mac'in kız kardeşi Alina'nın davasına bakan dedektif Mac ile konuşmaya geliyor. Öğrenmemesi gereken şeyleri öğrenmeye başlamış. Karanlık bölge ile ilgili Mac ile konuşuyor. Daha sonra boğazı kesilerek öldürülüyor. Başka bir dedektif (Jayne) aynı zamanda O'Duffy'nin akrabası ve onun ölümünden Mac'i sorumlu tutuyor ve sürekli onun peşinde. Mac V'lane ile karşılaşıyor. V'lane bir Ölümcül Seks Fae. Mac'e baya eziyet ediyor. Yanlış anlamayın o şekilde bir işkence değil cinsel anlamda işkence. Her neyse Mac bir şekilde V'lane'e karşı koyuyor. Bu arada şehirde avcılar gezmeye başlıyor. Malluce Mac'i kaçırıyor ve onu öldürmeye kararlı. İşte böyle. Çok iyi anlatamadığımın farkındayım ama çok zor gerçekten. Bu kitabı da beğendim. Tek beğenmediğim şey ilk kitapta da vardı bu. Ben Barrons ve Mac arasında daha çok diyalog olsun isterdim. Onların birbirlerine sataşması hoşuma gidiyor :) Ve Barrons'un ne olduğunu da artık öğrenmek istiyorum. Yorumum bu kadardı. Okuduğunuz için teşekkürler. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

10 Mart 2015 Salı

Karen Marie Moning - Karanlık Ateş Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Bugün size Ateş serisinin ilk kitabı olan Karanlık Ateş'i yorumlayacağım. Kitap oldukça farklı. İrlanda mitolojisi diğer bir adıyla Kelt mitolojisinden bahsediyor. Kitabın ilk sayfalarında bazı terimlerin anlamları verilmiş. Bence çok iyi olmuş. Konuya gelirsek MacKayla Ashford adlı küçük bir kasabada yaşıyor. Pembeyi çok seviyor. Ve çok normal biri olduğunu düşünüyor. Ta ki ablası tuhaf bir şekilde öldürülene kadar. Ablası İrlanda'ya üniversite okumak için gitmiş. MacKayla ablasının ölümünden ve o garip hale gelmiş cesedi teşhis ettikten sonra gidip yeni bir telefon alıyor. Ablasının ona bıraktığı sesli mesajları dinliyor. Tuhaf birşeyler olduğunu ilk o zaman anlıyor. Annesi ve babasını dinlemeyip ablasının katilini bulup ondan intikamını almak için İrlanda'ya gidiyor. Girdiği bir kafede yemek yerken bir adam görüyor ve vicudu bu adama tuhaf tepkiler veriyor. Daha sonra arkasından yaşlı bir kadın ona tuhaf tuhaf şeyler söylüyor. Bir gün bilinçsiz bir şekilde yürürken kayboluyor. Bu sırada Barrons Kitap ve Süs Eşyaları dükkanını görüyor. Taksi çağırmak için oraya giriyor ve Jericho Barrons'la tanışmış oluyor. Barrons Mac'i takip ediyor ve onun ne olduğunu anlıyor. Birlikte çalışmaya başlıyorlar. Birşeyler hissetmeye başlıyorlar ama Barrons o kadar soğuk ve tuhaf bir adam ki bunu hayatta kabul etmez. Mac desen o da öyle. Evet Barrons inanılmaz yakışıklı olabilir ama Mac tipi olmadığını iddia ediyor. Yersen :) Neyse işte Barrons genellikle sorularına cevap vermese de Mac'e ne olduğu hakkında bilgi veriyor ve onu koruyor. Dediğim gibi farklı bir konusu, farklı mitolojik bilgileri var kitabın. Bu nedenle daha fazla açıklayamıyorum. Ama Barrons'un Mac'le çalışmasının sebebi Sinsar Dubh adı verilen bir kitabı istiyor olması. Gerçi herkes bu kitabın peşinde. Ama Mac bu konuda daha şanslı çünkü o bir sıdhe-kahini (şi kahini diye okunuyormuş) ve bu büyülü nesneleri hissedebiliyor. Benden bu kadar. Devamını siz okuyun :) Açıklaması zor bir kitap umarım iyi anlatabilmişimdir. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın. :)

6 Mart 2015 Cuma

Jennifer L. Armentrout - Opal Kitap Yorumu


Selam. Nasılsınız? Bugün size Lux serisinin üçüncü kitabı olan Opal'i yorumlayacağım. İlk iki kitabı okumayanlar için spoiler içerir. Uyarmadı demeyin. Dawson döndü. Adam öldü. İşler iyice karıştı. Daemon ve Dee SD'nin gelip Dawson'ı alacağını düşündüğü için diken üstündeler. Dawson geri döndü ama eskisi gibi olamıyor. Beth'i hala çok seviyor ve onu kurtarmak herşeyi yapar. Blake tekrar ortaya çıkıyor ve bir teklifi var. Blake'i iyileştiren uzaylıyla Beth aynı yerde tutuluyor. Blake yardım istiyor. Aslında tabiki kabul etmeyecekler, haklılar çünkü Blake güvenilmez. Ama Dawson bunu duyduğunda kardeşleri kabul etmese bile Beth'i kurtarmak için harekete geçecek. Diğerleri bunu bildiği için yani en azından Dawson'ı yanlız bırakmamak için bunu kabul ediyorlar. Ve hazırlanma süreçleri başlıyor. Zaten kitabın %70'i hazırlanma sürecinde geçiyor. Sonlara doğru harekete geçiyorlar. Ama beklemedikleri, hazır olmadıkları şeylerle karşılaşıyorlar ve sonu cidden çok fena bitiyor. Köken'e anında başlamak istiyorsunuz. Çünkü o sonda şok oluyorsunuz. İşte böyle. Yine çeviriyle ilgi sıkıntılar vardı. Ama beni çok yormadı. Beğenmediğim tek şey buydu yine serinin diğer kitaplarında olduğu gibi. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşça kalın :)

Asude- Dikkat! Aşk Çıkabilir Kitap Yorumu



Merhabaa. Nasılsınız? Bugün size çok sevdiğim bir yazarın yine çok sevdiğim bir kitabının yorumunu yapacağım. Asude benim en sevdiğim türk yazarlardan. Hatta en sevdiğim denebilir. Şimdi kitabın konusu şöyle. İlkim Acaroğlu Stanford Üniversitesinde yüksek lisans yapmak isteyen, asosyal, ders notlarıyla mutlu, kocaman gözlükleri ve vasat moda anlayışı ile kendi güzelliğini saklayan asıl kızımız. Martin Turner ise Amerikan Mafyası, aşırı yakışıklı, sert, cool, karanlık adamımız. Martin iş için Türkiye'ye gelir ve kafa dağıtmak için bir bara gider. Orada sarhoş, fazla kendinden geçmiş İlkim'e denk gelir. İlkim'in bara gitmesi ise okulda sağ kolu olduğu Suat Hoca'sı sayesinde olur. Şimdi nasıl hocası mı götürdü diyeceksiniz. Hayır. Sınav sorularının İlkim'de olduğunu bilen okul arkadaşları götürüp içeceğine ilaç atıyorlar. İlkim'le Martin bu şekilde tanışıyorlar. Daha sonra Martin İlkim'in babasıyla iş görüşmesi yapacakken tercüman gelmiyor ve İlkim tercümanlık için odaya girdiğinde ikisi de şok oluyor. Martin düşünce yapısı itibariyle İlkim'in ajan olduğunu düşünüyor ve onu kaçırıyor. İşkence ediyor. Bu arada İlkim'e karşı çekilmesine engel olması gerekiyor. Daha sonra yine birçok olay oluyor. Ve evleniyorlar. İnanabiliyor musunuz? Hayallerinin profesörünü bekleyen İlkim gidip mafyayla evleniyor. Neyse Martin İlkim'le evleniyor ama Amerika'ya gider gitmez ondan kurtulmayı planlıyor. Tabiki öyle birşey olmuyor :) Konumuz bu ama ben biraz da yan karakterlerden bahsetmek istiyorum çünkü çok çok sevdim. Maryson Martin'in kız kardeşi. Çok genç yaşta Seth adlı bir serseriyle evlenmiş ve bir çocukları olmuş. Ki kendisi dünya tatlısı Janet. Mary ve Seth boşanmış ama hala birbirlerine aşıklar. Birbirlerinden sonra kimseyle olmamışlar. Maryson bir avukat ve duvar gibi bir ifade takınabilmesine rağmen Seth'e karşı koyamıyor. Seth ise tamamen ayrı bir dünya. Maryson'a ilk gördüğünde aşık oluyor. Deli gibi kıskanıyor ve acayip sahipleniyor. Kitapta bazı olaylar oluyor ve Seth hepimizin sırıtmasına neden oluyor. Janet ve Martin arasındaki ilişki de çok çok tatlıydı :) Kitabın kapağından da bahsetmek istiyorum. Çok çok güzel. Gerçekten. Üstündeki her bir işaret birilerini temsil ediyor ve gerçekten kapağa bayıldım. Yine çok uzun oldu ama son birşeyden bahsetmek istiyorum. Enteresan ama yan çifti asıl çiftten daha çok sevdim. Bana daha tatlı geldiler. Neyse bu kadar. Daha fazla uzatmıyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

5 Mart 2015 Perşembe

Jennifer L. Armentrout - Oniks Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Bugün size kendisini çok sevdiğim ama kapaklarından nefret ettiğim bir kitabı yorumlayacağım. Şu an bu yazıyı yazarken yukarıda iğrenç kapak resmi duruyor ve ben ona bakmak istemiyorum. :) Obsidiyen'i daha önce yorumlamıştım. Bu yazının altına onun linkini koyarım. Obsidiyen'i okumayanlar için spoiler içerebilir. Ben uyarmış olayım. Bildiğiniz gibi Obsidiyen'de Deamon Katy'i iyileştirdi ve aralarında bağ oluştu. Bu yüzden sürekli yan yana olmalılar. Bu Daemon için kolay olsa da Katy için oldukça zor :) Okula yeni gelen Blake Katy'e ilgi duyuyor. Ama aynı zmaanda Katy'nin ne olduğunu da öğreniyor. Ona yardım edebileceğini, onu eğitebileceğini söylüyor. Katy bunu istiyor çünkü Daemon için zorunluluk olmak istemiyor. Ve eğitim başlıyor. Daemon tabiki Blake ve Katy'i başbaşa bırakmıyor. :) Blake'in eğitim şekli biraz tuhaf. Bu Daemon'u oldukça kızdırıyor. Daemon'la Katy'nin arası açılıyor. Aynı zamanda SD şehirde. Daemon ve Katy'nin bağını öğrenmemeleri gerekiyor. İşte böyle gelişiyor olaylar ve bu olaylardan sonra oldukça ilginç şeyler oluyor. Bunları yazamıyorum. Spoiler olmasın. Ama Blake'den nefret ediyorum. Gerçekten. Okuduğunuzda bana hak vereceksiniz. Kitabın çevirisinde sorunlar var ama çok aşırı rahatsız edici değil. Tek beğenmediğim şey buydu.  Neyse yorumum bu kadardı. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

4 Mart 2015 Çarşamba

Jennifer L. Armentrout - Obsidiyen Kitap Yorumu


Merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben bugün size herkesin okuduğu bir kitabın yorumunu yapacağım. Evet ben Lux serisini yeni okuyorum malesef. Konusuna geçmeden önce şunu söylemeliyim ki ben fantastik okuyan biri olarak ilk defa uzaylılarla ilgili bir kitap okuyorum ve bu çok hoşuma gitti. Tamamen farklı bir dünya. Herşey yeni. Kurtadam, vampir falan daral gelmişti. Bu kitap bana yeni bir heyecan getirdi. Konusuna gelirsek Katy üç yıl önce babasını kaybetmiş annesiyle birlikte Florida'da yaşarken annesinin ani kararıyla tamamen farklı yeni bir kasabaya geliyor. Katy'de blogger ve birsürü olay olmasına rağmen blogunu yada kitaplarını unutmaması onlardan kopmaması çok güzeldi. Yan komşuları Daemon ve Dee. Uzaylılar (Çok şaşırtıcı) :) Dee Katy'e çok iyi davranıyor, çok arkadaş canlısı. Daemon ise tam tersi ilk konuşmalarında tam bir öküz olduğunu belli etti. Ama zamanla biribirlerini tanıyorlar ve Katy onların sırlarını öğreniyor. Ama bir şekilde arkadaşlıkları devam ediyor. Daemon ve Katy arasında işte birşeyler oluyor. Katy onları oldukları gibi kabul ediyor. Hatta bir yerde onların hayatlarını kurtarıyor. Şimdi konu genel olarak bu. Kitabın konusu çok enteresan değil. Yani kasabaya yeni gelen kız fantastik bir dünyaya atlar falan. Hep aynı şey. Ben farklı olan yanlarından bahsetmek istiyorum. Lux gezegeni Dünya'dan en uzak gezegen ve Arumlar tarafından yok edilmiş. Luxenler ışığın çocukları Arumlar ise karanlığın çocukları. Aşk üçgenleri dörtgenleri beşgenleri yok. En azından ilk kitapta yok ve bu güzel.Uzaylı ışığı denen bir şey var bunu okuduğunuzda anlarsanız daha eğlenceli olur sizin için. İşte böyle. Kitabı genel olarak beğendim ama daha ilk kitap ve tanışma gibi birşeydi. Serinin diğer kitaplarını daha çok beğeneceğime eminim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşçakalın :)

2 Mart 2015 Pazartesi

2015 CNR Kitap Fuarı


Herkese merhaba. Nasılsınız? Ben biraz şaşkınım şu an çünkü ilk defa fuar yazısı yazacağım. Umarım güzel olur :) Neyse başlayalım. Ben fuara dün gittim ve açıkçası biraz şaşırdım. Tüyap'tan sonra çok küçük geldi. Ama bu demek değil ki aradığım kitapları bulamadım. Hepsini buldum hatta tahminimden daha fazla aldım. İndirim oranından bahsetmek gerekirse genellikle %20-25 civarındaydı. Ama çok iyi indirim yapan yayınevleri vardı. Martı gibi. Bir de ufak bir şey var. Ben aldığım kitapların fotoğraflarını çektim ama buraya nasıl koyacağımı bilemedim o yüzden sadece isimlerini yazmak zorunda kaldım. Ama hepsini birden görmek isterseniz twitter'dan paylaşırım. Oradan bakabilirsiniz. Şimdi gelelim kitaplarıma.

Ephesus Yayınları
1. Pabucumun Ajanı - 2 - Asude
2. Dikkat! Aşk Çıkabilir - Asude
3.Ünlü Aşk - Burcu Bahtiyar
4. Gözlerinin Esareti - Jennifer Royce
5. Hiçliğin Kıyısında - J.A. Redmerski
6. Ejderin Aşkı - G.A. Aiken

Dex 
1. Obsidiyen - Jennifer L. Armentrout
2. Oniks - Jennifer L. Armentrout
3. Opal - Jennifer L. Armentrout
4. Köken - Jennifer L. Armentrout
5. Direniş - Jennifer L. Armentrout

Artemis Yayınları
1. Uyumsuz - Veronica Roth
2. Kuralsız - Veronica Roth
3. Yandaş - Veronica Roth
4. Dört - Veronica Roth
5. Kan ve Yıldızışığı Günleri - Laini Taylor
6. Rüya Ateşi - Karen Marie Moning
7. Gölge Ateşi- Karen Marie Moning

Epsilon Yayınları
1. Yeni Bir Umut - Colleen Hoover
2. Karanlık Ateş - Karen Marie Moning
3. Kan Ateşi - Karen Marie Moning
4. İntikam Ateşi - Karen Marie Moning

Yabancı Yayınları
1. Gözlerindeki Canavar - J.M. Darhower 

Aldığım kitaplar bunlardı. Yorumları zamanla gelecek. Cumartesi günü tekrar fuarı ziyaret edeceğim. Alışveriş için değil ama imza için. Tanışmak görüşmek isteyen olursa yorum bırakabilirsiniz ki çok mutlu olurum :) Bir sonraki yazımda görüşürüz :)