28 Şubat 2015 Cumartesi

Jay Crowner - Rule Kitap Yorumu


Herkese merhabaa. Nasılsınız? Ben iyiyim. Hemencecik kitaba geçmek istiyorum. Şimdi konudan önce şunu söyleyeyim Rule kapaktaki çocuk değil. O kim bilmiyorum. :) Gülüyorum ama sinirden gerçekten bu çocuk hiç Rule'a benzemiyor. Yani kitaptaki Rule resmen bela görünümlü ürkütücü bir çocuk. O zaman kapaktaki kim? Neyse neyse. Konuya geliyim. Rule ikizi Remy bir trafik kazasında öldükten sonra ailesinden uzaklaşıyor. Ailesi Rule'u Remy olarak görmek istiyorlar. Ama ikiz olmalarına rağmen bu kadar farklı olabilirler. Shaw ise tıp öğrencisi, Remy'nin en yakın arkadaşı (ailesi ve Rule onların sevgili olduğunu düşünüyor.), ailesiyle sorunları olan bir kız ve Rule'a aşık. Ama Rule kitabın arka kapağında da yazdığı gibi onun istememesi gereken bütün özelliklere sahip. Remy Sahw'ı okulda ağlarken görüyor ve evine getiriyor o zamandan beri Remy'nin ailesi Shaw'ın anne babası gibi oluyor. Rule dışında herkes onu çok seviyor, aileden biri olarak görüyor. Her pazar aile yemeği var ve Shaw Rule'u evinden alıyor. Hemen hemen onu her zaman çıplak bir şekilde bir kızla görüyor. tabiki bu Shaw için oldukça zor. Rule için ise Shaw mükemmellik abidesi gibi bir şey. Başarılı, mantıklı, güzel. Neyse asıl olaylar Shaw'ın doğum gününde başlıyor. Gerçek ailesi her zamanki gibi kızlarının doğum gününü unutuyorlar. Ama Shaw'ın ev arkadaşı onu bir bara götürüyor. Shaw çok içmiş ve tabiki Rule orda :) Bir şekilde ikisi içinde hem tuhaf hem güzel bir gece geçiriyorlar. Ve sonrasında neler oluyor derseniz söylemem cevabı kitapta. :) Okuyacaklara bir tavsiyem var. Kitabın arkasında Yazar Hakkında bölümünden önceki müzik listesiyle okursanız kitabı çok daha güzel olur. Okuduğunuz için teşekkürler. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere :)

24 Şubat 2015 Salı

Asude - Pabucumun Ajanı - 2 Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Ben iyiyim. En sevdiğim yazarlardan birinin kitabını yorumlayacağım. Bu kitabı okumaya başlamadan önce böyle üstüme bir ağırlık çöktü, bir mutsuzdum. Dedim ki gülmeye ihtiyacım var. Pabucumun Ajanı - 1' de kahkahalarla güldüğüm için Pabucumun Ajanı-2'nin de komik olacağını düşündüm ve başladım. Komik miydi? başları evet ama orta ve son bölümlerde baya ağladım. Yani pek yardımcı olmadı. :) Ama kitap bittiğinde 32 diş sırıtıyordum. :) Kitap Pabucumun Ajanı-1'in devamı. Uranüslü Tuna ve Dünyalı Deniz'in aşkına ortak var onlar da Mert ve Yasemin. Ki bayıldım. Öyle böyle değil. Onların bölümlerini okurken kahkaha attım. Yasemin'in olmadık yerlerde uyuyakalması beni bitirdi :) Yani söyleyecek pek bir şey yok aslında. Kitaba bayıldım. Beğenmediğim bir yer yoktu. Eğlenceli vakit geçirmek istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Tüyap'ta Asude'ye bütün kitaplarını imzalatmak istiyorum. Eğer yazarımız şans eseri bu yazıyı okursa ondan bir ricam var. Tekin ve Rüya'yı okumak istiyorum. Lütfen yazın. :) Neyse daha fazla uzatmayayım. Okuduğunuz için teşekkür ederim.. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın. Hoşça kalın :)

23 Şubat 2015 Pazartesi

Laini Taylor - Duman ve Kemiğin Kızı Kitap Yorumu


Merhaba. Nasılsınız? Ben bu ara biraz tembelim :) Duman ve Kemiğin Kızı'nı okuyalı çok oldu ama nedense yorum giremedim bir türlü. Bu ara kitap yorumu giremediğim için birikti okuduğum kitaplar bende dedim ki hadi artık Buse yaz ve işte burdayım. Bugün 4 5 tane yorum yazacağım ama peşpeşe paylaşmayacağım. Neyse gelelim kitabımıza Duman ve Kemiğin Kızı'nı duymayan kalmamıştır heralde. Herkes okudu, herkes çok beğendi. Bende bu takıma katılayım dedim. :) Konusu çok farklı bir kitap. Şöyle ki.. Karou Prag'da okuyan bir resim öğrencisi. Yani en azından arkadaşları bu kadar biliyor. Karou'nun ikinci bir hayatı daha var. Brimstone'un ufak tefek işlerini yapıyor. Ailesini tanımıyor. Aile diye bildiği kişiler Brimstone, İssa, Twiga ve Yasri. Bunlara Kimera deniyor. Karou'da Brimstone'nun verdiği dilekçik denilen sadece küçük dilekleri yapabilen bir kolyesi var. ( Bu cümleyi kuramadım :/ ) Bunları pek gerekli şeyler için kullandığını söyleyemeyiz. Saçlarını mavi yapması, eski sevgilisinin olmadık yerlerini kaşındırması, yada eski sevgilisinin yeni sevgilisinin kaşlarını tırtıl gibi yapması vb. Karou Brimstone için diş topluyor ama Brimstone'un bu dişlerle ne yaptığını bilmiyor. Bunları geçitler sayesinde yapıyor. Melekler geçitlerin üzerine el izi bırakıyorlar. Bu sırada Akiva ( ki kendisi melek) ile Karou tanışıyor ve olaylar devam ediyor. Konu genel olarak bu. Çok iyi anlatamadım çünkü çok karışık. Iıı bu kitabı anlatmak neden bu kadar zor :( Neyse gelelim sevdiğim ve sevmediğim yönerine. Aslında kitabın hemen hemen her yerini sevdim. Sadece çok küçük bir yerde birazcık sıkıldım ama kurgusu, konusu, yazım tarzı, sürükleyiciliği ve sonunda ortaya çıkan bazı gerçekler var ki ağzım açık kaldı. Okuyup okumama konusunda kararsız olan varsa bence okuyun çünkü farklı ve güzel :) Melek kitaplarına karşı önyargılı olanlar varsa bende sizden biriyim ama ben okurken sıkılmadım yani rahatlıkla okuyabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

22 Şubat 2015 Pazar

Asude - Gül ve Avcı Kitap Yorumu


Selaam. Nasılsınız? Ben iyiyim. Okul başladı. Kitap okuma hızım düştü doğal olarak. Öyle işte. Bugün size çok çok ama çok sevdiğim bir yazarın kitabını yorumlayacağım. Asude benim en sevdiğim türk yazarlardan. Daha önce Pabucumun Ajanı - 1'i okumuştum. Yorumu gelmeyecek çünkü yani ne demem gerektiğini bilmiyorum. Bazen beni sinirlendiren, bazen (ki genellikle böyle oldu) kahkaha attıran, her karakteri ayrı ayrı sevdiğim bir kitap. Daha ne diyeyim. Neyse ya asıl kitap bu değil :) Asıl kitap Gül ve Avcı. Benim ilk okuduğum tarihi aşk türündeki kitabım. İyi yada kötü diye yorum yapamam yani tür olarak yapamam çünkü ilk. Karşılaştırabileceğim birşey yok. Şimdi kitabın konusuna geçmeden önce son birşey daha söyleyeceğim. Arka kapakta yazan bir söz ve çok güzel. Kitaba da cuk oturmuş :) "Bir başkaldırıdır aşk. Önce isyancısını yıkar." Evet bu güzel sözü de sizinle paylaştığıma göre artık konuya geçebilirim. Evelyn Rosa Drummond kötü bir kasabada ona küçüklükten beri bakan amcası ile birlikte küçük çaplı dedektiflik işlerine bakan bir kız. Bir gün amcasının oğlunu aramaya dövüşlerin yapıldığı bir yere gidiyor. Orada Harewood Dükü Julian Benedict Wharton'un dövüştüğünü görüyor ve adamın cazibesine kapılıyor. Dövüşten sonra oradan çıkarken adamı görüyor adam çok içmiş ve onu hana kadar götürüyor. Handa birlikte oluyorlar. Adam kızın bunu para için yaptığını sanıyor ve sabah giderken para bırakıyor. Evelyn uyandığında kendini çok aşağılanmış hissediyor. Yatakta bir saatin kapağını buluyor. Bunu saklıyor. Aradan zaman geçiyor ve bir gün dedektiflik bürosuna bazı adamlar gelip Lord Wharton'u araştırmalarını istiyor. Bunu kabul ediyorlar ve Evelyn eve girmiş oluyor. Lord Wharton karanlık bir adam. Karısını öldürdüğü düşünülüyor. Ama kadının cesedi bulunamadığı için suçlamalar havada kalıyor. Evelyn intikam için girdiği o evde aşkı buluyor. Ama böyle aşkı buluyor deyince pat diye aşık olmuyorlar tabiki birbirlerine. Adam kıza baya çektiriyor. Neyse konu bu ve çok sürükleyici bir kitap. Ben çok beğendim. En beğendiğim şeylerden biri de Lord Wharton'un oğlu ile geçen zaman dilimi. Hem Evelyn'in çocukla ilşkisi hem de Lord Wharton'un oğluyla ilişkisinin nasıl değiştiğini görüyoruz ve bu kısımlar benim çok hoşuma gitti. Onun haricinde Lord Wharton'un zamanla aşka boyun eğişi, sevdiği kadın için yaptıkları çok güzeldi. Evelyn ve Lord'un ilk karşılaşmalarını Lord'un öğrendiği zaman çok güzel anlatılmıştı. Hiç sıkılmadım gerçekten. Bence bu kitaba bir şans verin çünkü o şansı sonuna kadar hakediyor. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

21 Şubat 2015 Cumartesi

Lıssa Prıce - Sonlayanlar Kitap Yorumu



Herkese merhaba. Nasılsınız? Bugün güzel bir distopik serinin ikinci kitabıyla karşınızdayım. İlk kitap Başlayanlar'ın yorumunu daha önce girmiştim. O kitabı okumayanlar için bu yorum spoiler içerebilir. Önceden uyarmış olayım. Çünkü spoiler yemeyi bende hiç sevmiyorum. Neyse bu kitap Başlayanların devamı. Bildiğiniz üzere Başlayanlar Beden Bankasının yok edilmesiyle bitmişti. Bu kitapta ise Beden bankası yok edilmesine rağmen buranın sadece bir şube olduğu ortaya çıkıyor. Callie'nin beynine bu sefer baştaki kişi yani İhtiyar dedikleri sonlayan bağlanıyor. Kitap alışveriş merkezinde başlıyor. Tyler (Callie'nin kardeşi) ve Michael (Callie'nin en yakın arkadaşı) ayakkabı almak için alışveriş merkezinde gidiyorlar. Callie de işini halledip alışveriş merkezinde gittiğinde İhtiyar ona gözdağı vermek amacıyla bir insanın yongasını patlatıyor. Bu patlamadan Callie'yi kurtaran ise Hyden. Hyden İhtiyarın oğlu olduğnu ama babasını sevmedğini, onun yaptıklarını onaylamadığını söylüyor ve Callie'yi korumaya başlıyor.Bu arada aralarında yakınlaşma başlıyor. Hyden'ın bir sorunu var. Kimseye dokunamıyor yani aslında dokunuyor ama bu ona acı veriyor. Neyse Callie ve Hyden Hyden'ın gizli korunma yerine gidiyorlar ve İhtiyarın hala yonga takılı başlayanlara ulaştığını bildikleri için başlayanları korumak adına onları toplamaya başlıyorlar. Ama baskın yapılıyor ve başlayanları kaybediyorlar. Daha sonra başka başka olaylar oluyor. Helena'nın torunu olan Emma'yı takip ederlerken bazı adamların eline düşüyorlar. Burdan kurtulup bir şekilde başlayanları kurtarmaları gerekiyor. Bunu yapabiliyorlar mı yapamıyorlar mı sorusunun cevabı da kitapta. Konu bu ve yine bol aksiyonlu, hızlı, akıcı, sürükleyici bir kitaptı. Gerçkten güzeldi. Kitabın sonuna doğru öyle bir sır ortaya çıkıyor ki ben şok oldum. Hayatta tahmin edemeyeceğim bir şeydi. Gerçekten güzeldi. Distopya severlere tavsiye ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşçakalın :)

20 Şubat 2015 Cuma

Kitap Tag

Merhaba. Nasılsınız? Bugün çok eğlenceli bir tag ile karşınızdayım. Öncelikle beni mimleyen Kitap Kavanozu'na çok teşekkür ederim. Şimdi sorulara geçebiliriz :)

1- Kitap okumak için evde belli bir yerin var mı?
Genellikle odamda okurum. Ama herhangi bir yer de olabilir çok sorun olacağını düşünmüyorum.

2- Ayraç mı yoksa rastgele bir kağıt parçası mı?
Ayracı tercih ederim.

3- Kitap okumayı belirli bir zamanda mı durdurursun yoksa belirli bir bölümde ya da bölüm başında mı durdurursun?
Genelde bölüm başında durdururum. Ama çok sıkıldıysam herhangi bir yerde de durabilirim.

4- Okurken yemek yemek mi bir şeyler içmek mi?
İkisini de yapmam. Kitaba odaklanamıyorum.

5- Kitap okurken televizyon seyretmek mi müzik dinlemek mi?
İkiside değil. İkiside dikkatimi dağıtır.
6- Tek seferde bir kitap mı yoksa birden fazla kitap mı?
Tek seferde bir kitap

7- Okurken evde mi yoksa her yerde mi okumayı tercih edersin?
Evde tabiki daha rahat okuyorum. Ama dışarda da okumaya çalışıyorum.

8- Kitabın, kafanın içinde yüksek sesle okunması mı yoksa sessizce okunması mı?
Sessizce okunması
9- Önündeki sayfaları okur musun yoksa sayfaları atlar mısın?
Sayfa atlamaktan hiç hoşlanmam. Çok netimdir bu konuda. Tek tek okurum.
10- Ciltli kitap mı karton kitap mı?
Ciltli tabiki. 
11- Kitap yazıyor musun?
Yazmıyorum ama belki bir gün denerim.

Bu tag'den anladığınız üzere kitap okurken gerçek hayattan soyutlanıyorum. :) Şimdi sırada benim mimlediğim kişiler var.  Tazmanya CanavarıNaz'lı KitaplıkKurtadam Seven Vampir'i mimliyorum. Yaparsanız sevinirim. 

Lıssa Price - Başlayanlar Kitap Yorumu


Merhabaa. Nasılsınız? Ben iyiyim. Süper bir distopya ile karşınızdayım. Serinin adını bilmiyorum. Ama bu ilk kitap. İkinci kitap Sonlayanlar. Kitabın konusundan bahsetmem gerekirse bir biyolojik savaş başlıyor ve sanırım 20-70 yaş arasındaki herkes ölüyor. Diğerlerinin ölmemesinin sebebi bir aşı bulunuyor koruyucu ama önce kendini savunamayacaklara yani çocuk ve yaşlılara yapılıyor. Bu yüzden sadece onlar yaşıyor. Callie ise annesini savaşta kaybediyor. Babasını ise alıp götürüyorlar ve bir daha haber alınamıyor. Başlayanlar açlar, çalışamıyorlar, onların büyük çoğunluğuna sahip çıkacak büyükanne ve büyükbabaları yok ve sokaklarda yaşıyorlar. Sonlayanların ise bir kısmı aşırı lüks içinde yaşıyor bazıları ise çalışıp geçimini sağlıyor. Tabiki yaş sınırı da şu an ki gibi değil. 200 yaşa kadar yaşıyorlar. Callie'nin kardeşi hasta bu sebeple Beden Bankasına gidiyor. Beden Bankası sonlayanların gençlerin bedenlerini kiraladıkları yani bir süre için onların bedenlerini kullandıkları bir yer. Callie hem kardeşini iyileştirebilmek hemde ona bir evde normal bir hayat yaşatmak için sözleşmeyi kabul ediyor. İlk iki transfer başarılı oluyor. Ama üçüncü transferde Callie bedenini kiralayan Helena içindeyken uyanıyor. Yani bir bedenin içinde iki kişi kalıyorlar. Helena bi suikast planlıyor ve bu sebeple Callie'nin yongasıyla oynuyor. Helena'nın asıl isteği torunu Emma'yı bulmak. Helena senatörün ( suikast düzenleyeceği kişinin) beden bankasıyla ilgili çok kötü planları olduğunu düşünüyor. Bu nedenle Callie'yi suikast'e ikna etmeye çalışıyor.  Konu bu. Bakalım Callie bu suikast!e engel olabilecek mi? Bu sorunun cevabını arıyoruz. Kitap çok akıcı. Hiç sıkılmadan bir günde okudum. Zaten ince bir kitap. Kapağını da çok beğendim. Sadece sayfalar aşırı ince yani çevirirken dikkat etmek lazım. Kitapla ilgili tek beğenmediğim şey buydu. Onun haricinde güzeldi. Birde söylemeden geçemeyeceğim. Callie ve diğerlerinin yaşları küçük olmasına rağmen çok olgunlar ama bu beni rahatsız etmedi. Sadece hani her konuda bu kadar olgun davranırken bazen asıl konuyu kaçırıp çocukça şeyler düşünmesi beni güldürdü. Uzun zamandır distopya okumamıştım. İyi geldi :) Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

19 Şubat 2015 Perşembe

J.M. Darhower - Gözlerindeki Canavar Kitap Yorumu



Herkese merhaba. Nasılsınız? Ben şu an bu kitabı nasıl yorumlayacağımı kara kara düşünmekle meşgulüm. Daha çok yeni bir kitap. Buna rağmen çok ses getirdi. Normalde pek bu tarz okumam ama herkes ayılıp bayılınca merak ettim ve aldım. Konusunu yazmıyorum. Çünkü yazamıyorum. Cümleleri bir türlü toparlayamıyorum. Ama en genel anlamda Ignazio Vitale adlı karanlık bir adamın Karissa isimli asıl kızımıza duyduğu aşk üzerine. Ama bu aşk o kadar basit değil yani başlarda basit ama sonradan ortaya çıkan sırlar işleri baya zora sokuyor. Kitabı nasıl bulduğuma gelirsek ben bunu bir kitap turunda gördüm. Güzel alıntılar paylaşmışlardı. Evet kitap güzeldi. Ama benim açımdan açıklanmayan çok şey kaldı. Evet bazı şeyler ortaya çıktı ama bence yeterli değildi. Bu kitapta daha çok şey öğrenmeliydik. Neyse nasılsa ikinci kitapta öğreneceğiz. Şunu söyliyim ben kitaba bayılmadım ama okuduğum için pişman da olmadım. Orta derecede kaldı benim için. Karissa'nın hiçbirşeyi sorgulamaması, Naz'ın hayatına girmeye çalışmaması biraz tuhaftı. Karissa'nın annesi de bir tuhaf. Naz'de tuhaf. Bu kitabın bütün kahramanları neden tuhaf? Sonradan neden öyle olduğunu öğreniyoruz gerçi. Daha fazla birşey söyleyemem çünkü spoiler vermek istemiyorum. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki türü erotik olsa da öyle aşırı derecede rahatsız edecek kadar cinsellik yoktu. En azından beni rahatsız etmedi. Yani bu türe soğuk bakanlar ama başlamak isteyenler bu kitaptan başlayabilirler. İşte böyle. Sanırım en kısa yorumum oldu. Kendinize çok iyi bakın. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

17 Şubat 2015 Salı

Amy A. Bartol - Kaçınılmaz Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Bugün size Öngörü Serisi'nin ilk kitabı Kaçınılmaz'ın yorumunu yapacağım. Melek konulu kitapları pek sevmememe rağmen yakın zamanda bu ön yargımı yıktım. Kaçınılmaz da melek temalı bir kitap ama kitabın yarısına kadar ortada melek yok. Yani var da biz bilmiyoruz. Evie üniversiteye yeni başlamış bir kız. Oryantasyon'da Reed'le karşılaşır ve Reed ona tuhaf davranır. Daha sonra birinci sınıflarla birlikte bir yere giderler ve orada Russell'la tanışır. Reed ona yine kötü davranmaya başladığında Russell Evie 'yi korumaya çalışır. Ama Reed zihin kontrolüyle onu gönderir. Evie'yle bir şekilde kavga gibi olsa da konuşurlar. Reed Evie'yi korur ve bir şekilde aralarında bir çekim oluşur. Reed Evie'ye ne olduğunu gösterdiğinde Evie'nin korkup kaçacağını düşünür ama öyle olmaz. Bu arada Russell ve Evie'de yakınlaşır. Evie Russell'la olursa mutlu olacağını bildiği halde Reed'le olmak ister. Russell'ın orada olmasının bir sebebi var. Spoiler olacağı için söyleyemiyorum. Daha sonra asıl macera başlar. Kitabı beğendim güzeldi. Ben Russell'ın tarafındayım. Tamam bazen bende sinir oldum. Kız anlatamam diyor Russell inatla anlat diyor. Ama bence haklı. Yani etrafında tuhaf tuhaf şeyler oluyor sonuçta. Reed biraz tuhaf. Onu da sevdim aslında. Mesela Evie'den uzak dururken aslında düşündüğü şey mantıklı ve doğru geldi. Tabi Evie inatçı keçilik yapıp çocuğun yakasından düşmediği için bu plan gerçekleşmedi ama olsun düşünmesi yeter. Evie'nin yurt arkadaşlarını da sevdim. Evie'nin saf ve şapşal olmaması da güzeldi . Dediğim gibi genel olarak kitabı beğendim. Bahsetmek istediğim son şey ayracı. O nasıl bir ayraç öyle nasıl güzel. Yabancı Yayınlarına teşekkür ederim. Okuduğunuz için teşekkürler. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşçakalın :)

13 Şubat 2015 Cuma

Jennifer Royce - Gözlerinin Esareti Kitap Yorumu


Herkese merhabaa. Nasılsınız? Bugün tarihi aşk türünde bir kitap yorumlayacağım. Kitaptaki asıl karakterlerimiz Karanlıklar Lordu Kayran ve Keira. Ama bunlara eklenen yine çok ama çok sevdiğim bir çift var. Rodolfo ve Almira. Kayran savaştan savaşa koşan (ki bundan oldukça memnun), kadınlara değer vermeyen, kitapta da dediği gibi kalbi buz tutmuş bir adam. Ailesinin ölümünü görmüş. Keira ise annesi öldükten sonra babası için iyice zorunluluk haline gelen, babasının hiç sevgi göstermediği, kızıl saçlı, hırçın bir kız. Herkesten gizli kılıç dersleri alıyor ve bu konuda oldukça iyi. Bir gün babası onun kılıç kullandığını görüyor ve onu Karanlıklar Lordu'nu öldürmesi için gönderiyor. Ama Keira yakalanıyor. Kayran onu ilk görüğünde etkileniyor. Ve zamanla Kayran Keira aşkı başlıyor. Alıntılarını yorum bittikten sonra en altta paylaşacağım. Rodolfo Kastilya kralı. Kayran ile çok yakın iki arkadaşlar. Rodolfo'da sarayda oturup diplomatik işleri idare etmek yerine savaş meydanında olmayı tercih ediyor ama pek seçme şansı yok. Kardeşleri onu öldürmeye çalıştığı için sürgüne gönderilmiş. Bir gün atıyla giderken Almira'yla karşılaşıyor. Daha doğrusu bir kaza oluyor ve Rodolfo Almira'yı saraya getiriyor. Bu arada Rodolfo'nun kız kardeşi dönüyor. Rodolfo onu tam olarak affetmese de sarayda kalmasına izin veriyor. Ama balo olduğu zaman kızkardeşi Rodolfo'ya zehirli içki vermeye çalışıyor. Almira bunu engelliyor. Ama olaylar o kadar karışıyor ki Almira zindana kapatılıyor. Rodolfo zindanda kıza sahip oluyor ve onun doğruyu söylediğini anlıyor. Ama Almira'yı çok aşağılıyor ve Almira saraydan çalması gereken kolyeyi çalıp gidiyor. Rodolfo'nun aklı Almira'da kalıyor. Kızkardeşinin suçlu olduğunu tam olarak öğrendiğinde onu bulmak için Fransa'ya gidiyor Kayran'la birlikte. Kızı buluyor ama Almira onu bu kadar kolay affetmiyor. İşte olaylar böyle gelişiyor. Şimdi diyeceksiniz ki asıl çift Kayran ve Keira'ydı sen hep Rodolfo ve Almira'dan bahsettin. Sanırım bunun sebebi o çifti daha çok sevmem. Ama bu diğer çifti sevmediğim anlamına gelmiyor. Onlar tamamen ayrı bir dünya. Anlatılmaz yaşanır. Keira'nın savaşçı kişiliği çok harikaydı gerçekten. Kayran ve Rodolfo kalbimizin sahipleri :) Onlara söyleyecek birşey yok zaten. Ayrıca alıntılarda Kayran ve Keira üzerinde daha çok duracağım söz :) İşte konusu böyleydi. Ben çok beğendim. Wattpad'e biraz ön yargılı olsam da bu kitap ön yargımı kırmaya başladı denilebilir. Yazarın diğer kitaplarını da merakla bekliyorum. :) Artık alıntılara geçebiliriz sanırım. 

"Aradan geçen her dakika, bir çekiç darbesiymiş gibi yüreğine vuruyor ve canını yakıyordu. Onu kaybetme düşüncesine dayanamıyordu. Onsuz dünyası bir daha ışık almayacakmış gibi yüreği daralıyordu. Onun yaşaması gerekiyordu. Asilik ve inatçılık etmesi, genç adamla korkusuzca tartışması; kaçarak deliye döndürmesi, hayatını güzelleştirebilir ve yaşanabilir hale getirmesi gerekiyordu."

"Hırçın Kızılım, yine elinde bir kılıç var ve yine öldürmeye niyetlendiğin kişi benim."
Keira gözlerinde çakan şimşeklerle ve hırçın bir şekilde çıkan sesiyle cevap verdi.
"Sen ölünceye kadar durmayacağım!" Kayran kollarını yana açarak ve gülümseyerek onu kışkırttı. "O halde durma. Karşındayım ve silahsızım."

"Siz ikiniz, orada dikkat çekmeden dolaşabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bu bir tavus kuşunun saklanması kadar zor." diye söylendi.
Kayran zafer dolu bir sesle, hoşuna gittiğini belli ederek "sevgili karımdan yakışıklılığımla ilgili iltifat mı alıyorum?" diye sordu.
"Egonu, daha fazla yüceltmeye niyetim yok. Yeterince baş belası zaten."

Rodolfo; "Tanrım, nasıl kadınlar yaratıyorsun? Ve neden düşmanlarıma değilde, bana gönderiyorsun?"


12 Şubat 2015 Perşembe

Amy Harmon - Tersyüz Kitap Yorumu


Merhabaa. Nasılsınız? Neler yapıyorsunuz? Ben heyecanla CNR Kitap Fuarını bekliyorum. Benim için klasiktir. Her fuar için bir ay önceden alınacaklar listesi Yaparım. Bu liste bir ay içinde 7474636783 kez değişir. En son kararlar verilir ve fuara gidilir. Yolculuk çok eğlencelidir. Ama Buse yine Buseliğini yapar ve fuara girer girmez listeyi kaybedip saçma sapan hiç aklında olmayan kitaplara saldırır. İşte benim fuarlarım genellikle böyle geçer. Artık listeyi elime falan yazmayı düşünüyorum kaybolmasın diye :) Neyse bu yazı fuar yazısı değil. (Bunu farketmem iyi oldu.:)) Tersyüz benim hemen hemen bütün bloggerlarda gördüğüm ve çok beğenilen bir kitaptı. Herkes bu kadar beğenince alıp okuyayım dedim. Çok iyi demişim çok güzeldi. Şimdi konu zaten arka kapakta çok iyi anlatılmış. Ama bir de ben anlatayım. Ambrose Kasabanın yıldız güreşçisi ve aşırı yakışıklı. Fern ise bir türlü söz geçiremediği kızıl saçlara, diş tellerine ve kocaman gözlüklere sahip pek güzel olmayan bir kız. Fern Ambrose'a aşık. Bir de Bailey var. Kas hastalığı sebebiyle hareket edemiyor. Fern ve Bailey kuzen, en yakın arkadaş, kardeş. İşte ne derseniz deyin aralarında mükemmel bir bağ var. Fern Bailey'in eli kolu, herşeyi oluyor ve bundan mutluluk duyuyor. 11 Eylül olaylarından sonra Ambrose ve 4 arkadaşı asker olarak göreve gidiyorlar. Ambrose 4 arkadaşını patlamada kaybediyor.  Kendisi de hem fiziksel hem ruhsal olarak büyük yaralar alıyor. Yüzünün bir tarafı tamamen parçalanıyor. Arkadaşlarıyla birlikte ölmediği için pişman. Kasabaya dönüyor ama artık eski Ambrose'dan eser yok. Kimseyi görmüyor, babasının pastanesinde geceleri çalışmaya başlıyor. Ambrose askere gitmeden önce Fern'i öpüyor ve ona karşı farklı duygular hissetmeye başlıyor. Döndüğünde Fern çok değişmiş, güzelleşmiş. Ambrose ondan ne kadar kaçmaya çalışsa da Fern'in onu bırakmaya niyeti yok. Neyse burdan sonra Ambrose ve Fern'in birbirlerini iyileştirme süreçlerini görüyoruz. Kitabın ortalarında çok küçük bir yerde sıkıldım ama çok kısa bir yerdi. Sonra bir olay oldu ki off. Okuyanlar hangi olay olduğunu anladı. İşte ordan sonra acayip hızlı ve süper bir şekilde gelişti olaylar. Kitapta işlenen olaylar çok farklı değil ama anlatım tarzı çok farklı ve insanı içine çekiyor. Karakterlerin ne hissettiklerini anlıyorsunuz. Onlarla birlikte gülüyor yada ağlıyorsunuz. Ayrıca karakterler yaşlarına göre çok olgun. Ambrose bildiğiniz gibi başta oldukça yakışıklı ama sonradan yüzünün hali onun hayata karşı bakışını, duruşunu, düşünüş tarzını olumsuz yönde etkiliyor. Burda Bailey ona yardımcı oluyor. Bailey'in hayatının ne kadar zor olduğunu, ama onun yinede hayata hep pozitif baktığını görüyoruz ve Ambrose'a bu konuda yardımcı oluyor. (Burası en Sevdiğim kısımlardan biriydi.) Özellikle sonu beni çok mutlu etti ve duygulandırdı.  Kitabın beğenmediğim bir yönü yok. Aşk, arkadaşlık, heyecan, macera ne ararsanız var. Okuyup okumama konusunda tereddütünüz olmasın gerçekten güzel. Bu kadardı. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın. :)

11 Şubat 2015 Çarşamba

Jamie McGuire - Ayaklı Bela Kitap Yorumu


Selam. Nasılsınız? Ben kötüyüm. Off ya okul neden başlıyor ki :( 40 gündür tatildeyim ama doymadım. Çünkü tatil bu. Yeter bitsin denmez. :) Üniversitedeyim, öğretmenlik okuyorum ama okulu sevmiyorum. Bu ne yaman çelişki? :) Neyse neyse daha fazla içimdeki karamsarlığı buraya aktarmaya gerek yok. Hadi kitap yorumuna geçelim. Bu kitap Tatlı Bela'nın ikinci kitabı. Olaylar aynı. Tatlı Bela'da Abby'i dinledik, Ayaklı Bela'da Travis'i dinliyoruz. Aşık bir erkeğin neler yapabileceğini, neler hissedeceğini okuyoruz. Ben zaten Abby ve Travis ikilisini çok çok seviyorum. Konu açıklamayacağım çünkü ilk kitapla aynı ve yorumun altına ilk kitabın yorumunu bırakırım. Konuya ordan bakabilirsiniz. Ben Tatlı Bela'da Abby'e azıcık küçücük gıcık olmuştum. Bunun sebebi davranışlarıydı. Onun çok gelgitli olduğunu düşünüyorum. Travis daha net daha kararlı ama enteresan bir şekilde ben Tatlı Bela'da daha çok eğlendim. Bu kitabın Sevdiğim özelliği ise Shepley ve Maddox kardeşler hakkında daha çok şey öğrenmem oldu. Ben Travis'in dövüş sahnelerini kendi ağzından daha çok okumak isterdim. Yada mesela Tatlı Bela'da bir bar sahnesi vardı. Shepley ve Travis onlarla dans edenleri arka tarafa götürüp korkutuyorlardı. Ben o sahnede ciddi ciddi kahkaha attım. O sahneyi bir de Travis'in gözünden görmek isterdim. En en çok beğendiğim şeylerden biri de Travis Kitabı'n sonlarına doğru bir sahnede kardeşlerinin hepsinin farklı farklı dövüşmesinden bahsediyor. Bu Hoşuma gitti çünkü bildiğiniz gibi yazar Maddox Braothers diye bir seri yazıyor. Burda kardeşleri çok daha yakından tanıyacağız ve onların dövüşme şekilleri aslında hayatlarının da nasıl olduğuyla ilgili bize bilgi veriyor. Hatta ilk kitabı Trenton Maddox'u anlatan Tatlı Sır. Onu da aldım. Umarım yorumu yakında gelir. Neyse bu kitaba dönecek olursak Travis'in Duyguları bana tam olarak geçti. Ve ve kitabın sonuna bayıldım. Bu kadar güzel bir son olabilir mi? Spoiler olmasın ilk kitabı okumayanlara diye söyleyemiyorum ama o iş Travis'e ne kadar yakışmış öyle. :) Abby'nin yine aklını kullanıp Travis'in işinin ne olduğunu anlayıp ona yardım etmesi falan süperdi. Yani diyecek fazla bir şey yok aslında. Kitaplar güzel. Kesinlikle okuyun.Keyifli vakit geçireceğinize, aşka doyacağınıza emin olabilirsiniz. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın.
Tatlı Bela yorumum için buraya tıklayabilirsiniz. 

6 Şubat 2015 Cuma

Kendi Kitabını Kendin Yarat

Selaam. Nasılsınız? Ben biraz tuhafım. Nasıl anlatsam bol bol kitap okuyorum ama bloğa yazı girmiyorum. Sanırım üstüme tembellik çöktü. Şubat'ta Pabucumun Ajanı 1, Duman ve Kemiğin Kızı, Gül ve Avcı'yı okudum. Pabucumun Ajanı 1' e yorum yapmayı düşünmüyorum. Böyle söyleyince kötü gibi oldu. Kesinlikle öyle değil. Çok harikaydı. Dünyalı Deniz'le Uranüslü Tuna'nın aşkını anlatıyor. Aralarındaki diyaloglara bayıldım. Acayip eğlendim. Kitabın başımdan sonuna kadar sırıttım. :) Diğerlerinin yorumu da gelecek ama ne zaman gelir bilmiyorum. Şimdi asıl konumuza gelelim. Mimlendim. Mimlediği için  Kitap Kavanozu'na çok teşekkür ederim. Ve önceden söyliyim bu tag çok zor. Neyse başlayalım soruları görünce anlarsınız.

1) Bir kitap yazmaya karar verdiniz. Türü ne olurdu?
En sevdiğim tür olan fantastik yada distopya yazarım.

2) Bu kitabı bir serinin başlangıcı mı yoksa bağımsız bir roman şeklinde mi yazardınız?
Eğer seri olabilecek kadar geniş bir hikaye varsa aklımda seri yazmak isterdim.

3) Kitabınızın baş karakterinin ya da karakterlerinin isimlerini ne/neler koyardınız?
Bu çok zor. Yani o yarattığım dünyaya göre değişir. Ama Türkçe olmazdı kesinlikle.

4) Her yazarın etkinlendiği başka yazar ya da yazarlar mutlaka vardır. Peki sizinkiler hangileri?
Buna da net şudur diyemem. Okuduğum beğendiğim her yazar beni etkiler.

5) Kitabınızın nerede geçiyor olmasınız isterdiniz? (Hangi ülke, şehir, köy vs). Ya da kitabınız kurgusal bir dünyayı anlatıyorsa orası nasıl bir yer olurdu?
Yazmak istediğim tür sebebiyle kendi kurgusal dünyamı kurmak isterdim. Ama gerçek bir yer olması gerekiyorsa ilk medeniyetlerin Kurulduğu yerlerden biri olsun isterdim.

6) Kitabınızı ilk olarak kime imzalayıp verirdiniz?
Bilmem ki. Hiç düşünmedim. Ama bir gün kitap Okumayı seven yakın bir arkadaşım olursa (ahh keşke) ona veririm.

7) Gelelim en önemli soruya, kitabınızın ismi ne olurdu?
Bunu da hiç düşünmedim. Hikayeyi oluşturduktan sonra karar verirdim. Kitabın ismiyle hikayemin en önemli noktasını bağlardım. Yani en heyecanlı yerde vay be dedirtmek isterim okuyan kişiye.

8) Sizce kitabınızı en güzel şekilde anlatan 3 kelime ne olurdu? 
Samimi, yaratıcı, inanılmaz

Eveet sorular bu kadardı ve evet zordu. En azından yazmayan biri için cevaplamak zor. Neyse Kurtadam Sever Vampir ve Tazmanya Canavarı'nı mimliyorum. Yaparsa sevinirim. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir dahaki yazıma kadar kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın :)