21 Mart 2015 Cumartesi

Susan Ee - Meleğin Düşüşü Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Ben iyiyim. Bugün yine süper bir kitapla karşınızdayım. Umarım doğru düzgün anlatabilirim. Çünkü sevdiğim kitapları anlatmak sevmediğim kitaplara göre daha zor. Herşeyi söylemek istiyorum. Dur şunu da yazıyım diye diye çok uzuyor. Ama çok uzun yazıp sizi sıkmak da istemiyorum. Neyse geçelim kitabın konusuna.. Kıyametten sonra melekler dünyaya iniyor. Ama bunlar iyi melekler değil. İnsanları hiç acımadan öldürüyorlar. Teknoloji çökmüş durumda. Yaşamak için sürekli bir kaçış halinde olmalısın ve saklanmalısın. Çünkü tek tehdit melekler değil, sokak çeteleri de var. Bir gün yine yer değiştirmeleri gerekirken meleklerle karşılaşırlar. Melekler Raffe'nin kanatlarını koparırlar. Raffe bizim asıl erkek karakterimiz. Neyse işte melekler Penryn ve ailesini görüyor. Penryn'in tekerlekli sandalyeye mahkum kardeşini kaçırıyorlar. Penryn Raffe'ye kardeşinin nerede olduğunu bilen tek kişi olduğunu düşündüğü için yardım ediyor. İşte bu şekilde macera başlıyor. Kitabın beğenmediğim bir kısmı yok. Gerçekten çok güzeldi. Tamamen farlı bir dünya kurmuş yazar. Penryn'in güçlü bir karaktere sahip olması ve dövüşebilmesi benim özellikle hoşuma giden kısımlardan. Raffe'nin her ne kadar göstermese de Penryn için hissettiği duygular çok hoşuma gitti. Aşk üçgenleri olmaması hoşuma gitti.  Sonunun bu kadar çarpıcı olması hoşuma gitti. Yani gerçekten kitapla ilgili söyleyebileceğim tek şek ÇOK GÜZEL. Penryn'in annesi beni biraz korkutsa da kitaptaki karakterlerin hepsini gerçekten çok sevdim.İkinci kitabını okumak için sabırsızlanıyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşçakalın :)

20 Mart 2015 Cuma

Veronica Roth - Uyumsuz Kitap Yorumu


Herkese merhabaa. Nasılsınız? Bugün size Uyumsuz'un yorumunu yapacağım. Ondan önce biliyorsunuz ki  Kuralsız vizyona girdi. Eğer kitabı bitirebilirsem yarın izlemeye gideceğim. Uyumsuz'u herkes okudu, beğendi. Ben nedense bir uzak durdum. Sonra filmini izledim. Baya beğendim. Gidip seriyi aldım. Uyumsuz güzeldi. Veronica Roth'u çok kıskanıyorum çünkü yaratıcı yazarlık diye bir bölümde okumuş ve bence süper :) Neyse konuya geleyim. Toplum beş farklı topluluğa ayrılmış. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. Beatrice asıl kızımız fedakarlıkta doğmuş. Topluluğunu seviyor ama kendini o topluluğa ait hissetmiyor. Topluluğun gerektirdiği özellikleri (kendini unutma, kendinden önce başkalarının ihtiyaçlarını düşünme vb. ) kendinde bulamıyor. 16 yaşındaki herkes hayatını devam ettireceği topluluğu seçiyor. Bu seçim töreninden önce bir test uygulanıyor. Bu testin amacı hangi topluluğa ait olduklarını belirlemek ama test sonucuna göre seçim yapmak zorunda değilsin. Beatrice uyumsuz çıkıyor. Seçim gününde ne yapacağını bilmiyor. Hem ailesiyle kalmak hem de kendini bulmak istiyor. Ama bunun ikisi aynı anda mümkün değil. Herkesi şaşırtacak bir seçim yapıyor. Cesurluğu seçiyor. Ve macera başlıyor. Cesurlar gerçekten çok harikalar. Yani şöyle cesurlukta bozulmalar var bahsettiğim harikalık o değil. Mesela ulaşımları. Hızlı giden bir trene kendilerini atıp o şekilde yolculuk ediyorlar. Ya da arka girişte kendini yedinci kattan aşağı atıyorsun ve bir ağın üstüne düşüyorsun. Buraları harika :) Cesurluk yerleşkesinde geçen zamanı çok sevdim. Cristina, Will, Al, Tobias. Onları da çok sevdim. Genel olarak kitabı çok sevdim. Sadece daha çok diyalog olsun isterdim. Neyse yapacak bir şey yok :) Ben okumanızı tavsiye ederim. İyi vakit geçireceğinize inanıyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

15 Mart 2015 Pazar

Chelsea M. Cameron - En Sevdiğim Hatam Kitap Yorumu


Merhabaa. Nasılsınız? Bugün size yine çok beğendiğim bir kitabı yorumlayacağım. Kitabın konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu aldığımda. Sadece arka kapak yazısını okudum ve hoşuma gitti. Kitabımızın asıl karakterleri Taylor ve Hunter. Önce tanışmalarından bahsetmek istiyorum. Taylor yurtta kalıyor iki kız arkadaşıyla birlikte. Ve bir gün kapıları çalıyor. Taylor açıyor ve karşında yeni oda arkadaşı Hunter var. Tabiki Taylor bunu kabul etmiyor. Ama yapabileceği pek birşey yok. Bu nedenle bir kaç günlüğüne ona katlanıp sonrasında bir şekilde ondan kurtulmaya karar veriyor. Taylor geçmişte yaşadığı bir olay sebebiyle erkeklerden uzak duruyor. Bu olayı bilen tek bir arkadaşı var. O da Megan. Megan'ı sevdim ama birazcık saf gibi geldi. Neyse işte önce Taylor Hunter'dan nefret etse hatta ona yumruk atsa bile zamanla aralarında birşeyler oluyor. Hunter'ın da geçmişinde yaşadığı şeyler var ve geceleri kabul görüyor. Taylor'da görüyor. Neyse işte zamanla araları düzeliyor. Hunter çok güzel yetenekli. Yemek yapıyor, gitar çalıyor. Çok ama çok tatlı şarkılar yazıyor. Aşk üçgenleri olmamasını sevdim. Hunter'ın kuzeni Mase ile Taylor'un oda arkadaşının ilişkisini sevdim. Küçücük odalarına bir ton insanı sığdırıp birlikte yemek yemelerini sevdim. İyi vakit geçirdim. Yorumum bu kadardı. Alıntılar paylaşmak istiyorum biraz da. 

T: "Benden hoşlanmadığını söylemiştin."
H: "Evet, senden hoşlanmıyorum. Saçlarının kokusundan, uyandığımda karşımda seni görmeyi düşünmekten hoşlanmıyorum. Ailemle, özellikle de Harper'la, ne kadar iyi anlaştığından ve seni onlarla yine görmek istediğim gerçeğinden hoşlanmıyorum. Üstelik bir misafir değil, ailenin bir üyesi olarak. Evet, haklısın. Tüm bunlardan kesinlikle hoşlanmıyorum."
T: "Fikrini ne zaman değiştirdin?"
H: "Fikrim hiçbir zaman değişmedi. Bana kapıyı açtığım ve yüzünde o şaşkın ifadeyi gördüğüm andan beri istiyorum seni. Bunu kendime itiraf etmek sadece bir saniyemi aldı. Peki şimdi neden inkar edeyim ki? Neyse o işte. Ve bu asla değişmeyecek."


H: "Ama bu kibar biri olacağım anlamına gelmiyor. Bir pislik olmaya devam edeceğim. Özür dileyip sana çiçekler alan ve tam bir pislik olduğunu söyleyen bir serseri olacağım."
T: "'Çikolata,' dedim"
H: "Ne?"
T: "Özür dilediğinde çikolata almanı tercih ederim."
H: "'Tamam, çikolata.' Gülümsedi. 'Yani bu düşündüğüm şey mi oluyor?'"
T:  "'Hayır. Sadece pislik yaptığında özür dilemek için bana çikolata alacaksın demek oluyor. Ve ben böylece üç yüz kilo olacağım.' Dikkatimi biberlere vermeye çalışıyordum. Hunter'ın ilan ettiği şeyi düşünemiyordum bile. O neyse artık."

T: "Ondan hoşlanmıyorum."
M: "Ondan hoşlanmamaktan hoşlanmıyorsun."
T: "Çifte negatif."
M: "Konuyu değiştirme."

İşte alıntılar da böyleydi. Ben kitabı beğendim. Tavsiye ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

14 Mart 2015 Cumartesi

Katie McGarry - Sınırları Zorlamak Kitap Yorumu


Merhabaa. Nasılsınız? Ben iyiyim. Çok sevdiğim bir kitabı yorumlayacağım bugün size. Öncelikle birkaç ufak şeyden bahsetmek istiyorum. Aspendos yayınları benim yeni tanıştığım bir yayınevi. Ama gerçekten aldığım kitaplarından çok memnun kaldım. Kitaplığıma daha fazla Aspendos kitabı gelmeli. Neyse bu çok gerekli olmayan bilgiden sonra gelelim kitabın konusuna. Echo çok popüler bir kızken bir gün bütün hayatı değişir. Ama Echo başına ne geldiğini hatırlamıyor. Olaydan iki gün sonra hastanede uyanıyor ve kolunda tuhaf yaralar var. Echo okula dönüyor ama hiçbirşey eskisi gibi değil çünkü Echo'da eskisi gibi değil. Çevresindeki herkesi kendinden uzaklaştırıp kabuğuna çekiliyor. Sürekli psikologlara gidiyor. Annesiyle görüşmüyor. Babası ise tuhaf bir adam. Echo'ya hiç sevgi göstermiyor ama sürekli onu en iyisi olması için zorluyor. Echo'nun abisi ise Aires. Echo onu aşırı seviyor ama abisi ölmüş. Neyse Echo'nun çevresi işte böyle. Bir gün okul psikoloğu Bayan Collins Echo'nun Noah'a ders vermesini istiyor. Bu olay da fitili ateşliyor. Konuyu çok güzel anlatamadım çünkü çok karakter ve çok olay var. Benim kitapta en sevdiğim şey karakterler dertsiz tasasız insanlar değiller. Hatta tam tersi ikiside o kadar sorunlu tipler ki.. Ama güzel olan ilgi çeken taraf bu. Noah'ın ailesini kaybettikten sonra sürekli koruyucu ailelerle yaşaması. Haklı olduğu bir durumda haksız gibi görülüp kardeşleriyle görüşmesine izin verilmemesi. Sisteme karşı gelme çabası içinde olması, kardeşlerine olan sevgisi.. Anlatamıyorum ya Echo'yu da Noah'ı da aşırı derecede sevdim ve çok samimi geldi bana kitap. Bence kesinlikle okumalısınız. Kitap bittikten sonra düşündüğüm şey geçmişte yaşayan iki insanın birbirlerini yaralarıyla kabul edip beraber bir gelecek oluşturmalarıydı. Dediğim gibi okuyun pişman olmazsınız. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

11 Mart 2015 Çarşamba

Burcu Bahtiyar - Ünlü Aşk Kitap Yorumu


Merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bugün size çok güzel bir kitabın yorumunu yapacağım. Ünlü Aşk baya güzeldi. Çünkü farklıydı. Konusunu anlatmaya başlayayım o zaman anlayacaksınız. Karen Yağız Türk bir bodyguard. Sanırım farkı anladınız :) Ben ilk defa kadın bodyguard olan bir kitapla karşılaşıyorum. Neyse Can Taker bir film yıldızı annesi Türk babası Amerikalı. Toprak Karen'in en yakın arkadaşı ama ona aşık. Karen'in işinden dolayı hareketli bir hayatı var ama uzun süre bu işi yaptığı için artık rutine bağlamış gibi geliyor. Ta ki Can Taker'in bodyguardlığını yapmaya başlayana kadar. Can'ın peşinde bir suikastçi var. Ama tek sorun suikastçı değil. Çünkü Karen'in hem hayatı hem kalbi tehlike altında.. Can'la aralarında bir çekim var ve buna engel olamıyor. Toprak Karen'in arkadaşlığıyla yetinmiyor. Karen'in de ona aşık olmasını istiyor. Ama bu kız ne yapsın :)) Şimdi kitabın konusu bu. Ama bahsetmek istediğim çok şey var. Mesela Sergio. Nasıl tatlı bir insan ya o :) En sevdiğim karakterleden biri de o. Kitapta aşk üçgeni var evet ama siz iki tarafı da seviyorsunuz. Yani birini sevip diğerinden nefret etmiyorsunuz. Can normalde tanıdığımız erkek karakterlerden oldukça farklı. Bir kere aşık olduğunu kabul ediyor. Bizi çıldırtmıyor. Ondan sonra Karen zaten tamamen farklı. İşi için ailesiyle zor zamanlar geçirmiş. Yani kitap çok güzeldi. Kocaman kitabı bir günde bitirdim. Çok akıcıydı. İşin içine biraz aksiyon girince daha da güzel oldu. Karakterlerin sağlam olması çok çok iyiydi. İşte genel olarak kitap böyle. Bence okuyun. Okumalısınız. Beğeneceğinize eminim. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Karen Marie Moning - Kan Ateşi Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Bugün Ateş serisinin ikinci kitabı Kan Ateşi'ni yorumlayacağım. İlk kitabı okumayanlar için spoiler içerir. İlk kitapta Mac Malluce'dan gizli bir obje çalıyor. Malluce bunun peşine düşüyor. Ama ondan önce Mac'in kız kardeşi Alina'nın davasına bakan dedektif Mac ile konuşmaya geliyor. Öğrenmemesi gereken şeyleri öğrenmeye başlamış. Karanlık bölge ile ilgili Mac ile konuşuyor. Daha sonra boğazı kesilerek öldürülüyor. Başka bir dedektif (Jayne) aynı zamanda O'Duffy'nin akrabası ve onun ölümünden Mac'i sorumlu tutuyor ve sürekli onun peşinde. Mac V'lane ile karşılaşıyor. V'lane bir Ölümcül Seks Fae. Mac'e baya eziyet ediyor. Yanlış anlamayın o şekilde bir işkence değil cinsel anlamda işkence. Her neyse Mac bir şekilde V'lane'e karşı koyuyor. Bu arada şehirde avcılar gezmeye başlıyor. Malluce Mac'i kaçırıyor ve onu öldürmeye kararlı. İşte böyle. Çok iyi anlatamadığımın farkındayım ama çok zor gerçekten. Bu kitabı da beğendim. Tek beğenmediğim şey ilk kitapta da vardı bu. Ben Barrons ve Mac arasında daha çok diyalog olsun isterdim. Onların birbirlerine sataşması hoşuma gidiyor :) Ve Barrons'un ne olduğunu da artık öğrenmek istiyorum. Yorumum bu kadardı. Okuduğunuz için teşekkürler. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

10 Mart 2015 Salı

Karen Marie Moning - Karanlık Ateş Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Bugün size Ateş serisinin ilk kitabı olan Karanlık Ateş'i yorumlayacağım. Kitap oldukça farklı. İrlanda mitolojisi diğer bir adıyla Kelt mitolojisinden bahsediyor. Kitabın ilk sayfalarında bazı terimlerin anlamları verilmiş. Bence çok iyi olmuş. Konuya gelirsek MacKayla Ashford adlı küçük bir kasabada yaşıyor. Pembeyi çok seviyor. Ve çok normal biri olduğunu düşünüyor. Ta ki ablası tuhaf bir şekilde öldürülene kadar. Ablası İrlanda'ya üniversite okumak için gitmiş. MacKayla ablasının ölümünden ve o garip hale gelmiş cesedi teşhis ettikten sonra gidip yeni bir telefon alıyor. Ablasının ona bıraktığı sesli mesajları dinliyor. Tuhaf birşeyler olduğunu ilk o zaman anlıyor. Annesi ve babasını dinlemeyip ablasının katilini bulup ondan intikamını almak için İrlanda'ya gidiyor. Girdiği bir kafede yemek yerken bir adam görüyor ve vicudu bu adama tuhaf tepkiler veriyor. Daha sonra arkasından yaşlı bir kadın ona tuhaf tuhaf şeyler söylüyor. Bir gün bilinçsiz bir şekilde yürürken kayboluyor. Bu sırada Barrons Kitap ve Süs Eşyaları dükkanını görüyor. Taksi çağırmak için oraya giriyor ve Jericho Barrons'la tanışmış oluyor. Barrons Mac'i takip ediyor ve onun ne olduğunu anlıyor. Birlikte çalışmaya başlıyorlar. Birşeyler hissetmeye başlıyorlar ama Barrons o kadar soğuk ve tuhaf bir adam ki bunu hayatta kabul etmez. Mac desen o da öyle. Evet Barrons inanılmaz yakışıklı olabilir ama Mac tipi olmadığını iddia ediyor. Yersen :) Neyse işte Barrons genellikle sorularına cevap vermese de Mac'e ne olduğu hakkında bilgi veriyor ve onu koruyor. Dediğim gibi farklı bir konusu, farklı mitolojik bilgileri var kitabın. Bu nedenle daha fazla açıklayamıyorum. Ama Barrons'un Mac'le çalışmasının sebebi Sinsar Dubh adı verilen bir kitabı istiyor olması. Gerçi herkes bu kitabın peşinde. Ama Mac bu konuda daha şanslı çünkü o bir sıdhe-kahini (şi kahini diye okunuyormuş) ve bu büyülü nesneleri hissedebiliyor. Benden bu kadar. Devamını siz okuyun :) Açıklaması zor bir kitap umarım iyi anlatabilmişimdir. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın. :)

6 Mart 2015 Cuma

Jennifer L. Armentrout - Opal Kitap Yorumu


Selam. Nasılsınız? Bugün size Lux serisinin üçüncü kitabı olan Opal'i yorumlayacağım. İlk iki kitabı okumayanlar için spoiler içerir. Uyarmadı demeyin. Dawson döndü. Adam öldü. İşler iyice karıştı. Daemon ve Dee SD'nin gelip Dawson'ı alacağını düşündüğü için diken üstündeler. Dawson geri döndü ama eskisi gibi olamıyor. Beth'i hala çok seviyor ve onu kurtarmak herşeyi yapar. Blake tekrar ortaya çıkıyor ve bir teklifi var. Blake'i iyileştiren uzaylıyla Beth aynı yerde tutuluyor. Blake yardım istiyor. Aslında tabiki kabul etmeyecekler, haklılar çünkü Blake güvenilmez. Ama Dawson bunu duyduğunda kardeşleri kabul etmese bile Beth'i kurtarmak için harekete geçecek. Diğerleri bunu bildiği için yani en azından Dawson'ı yanlız bırakmamak için bunu kabul ediyorlar. Ve hazırlanma süreçleri başlıyor. Zaten kitabın %70'i hazırlanma sürecinde geçiyor. Sonlara doğru harekete geçiyorlar. Ama beklemedikleri, hazır olmadıkları şeylerle karşılaşıyorlar ve sonu cidden çok fena bitiyor. Köken'e anında başlamak istiyorsunuz. Çünkü o sonda şok oluyorsunuz. İşte böyle. Yine çeviriyle ilgi sıkıntılar vardı. Ama beni çok yormadı. Beğenmediğim tek şey buydu yine serinin diğer kitaplarında olduğu gibi. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşça kalın :)

Asude- Dikkat! Aşk Çıkabilir Kitap Yorumu



Merhabaa. Nasılsınız? Bugün size çok sevdiğim bir yazarın yine çok sevdiğim bir kitabının yorumunu yapacağım. Asude benim en sevdiğim türk yazarlardan. Hatta en sevdiğim denebilir. Şimdi kitabın konusu şöyle. İlkim Acaroğlu Stanford Üniversitesinde yüksek lisans yapmak isteyen, asosyal, ders notlarıyla mutlu, kocaman gözlükleri ve vasat moda anlayışı ile kendi güzelliğini saklayan asıl kızımız. Martin Turner ise Amerikan Mafyası, aşırı yakışıklı, sert, cool, karanlık adamımız. Martin iş için Türkiye'ye gelir ve kafa dağıtmak için bir bara gider. Orada sarhoş, fazla kendinden geçmiş İlkim'e denk gelir. İlkim'in bara gitmesi ise okulda sağ kolu olduğu Suat Hoca'sı sayesinde olur. Şimdi nasıl hocası mı götürdü diyeceksiniz. Hayır. Sınav sorularının İlkim'de olduğunu bilen okul arkadaşları götürüp içeceğine ilaç atıyorlar. İlkim'le Martin bu şekilde tanışıyorlar. Daha sonra Martin İlkim'in babasıyla iş görüşmesi yapacakken tercüman gelmiyor ve İlkim tercümanlık için odaya girdiğinde ikisi de şok oluyor. Martin düşünce yapısı itibariyle İlkim'in ajan olduğunu düşünüyor ve onu kaçırıyor. İşkence ediyor. Bu arada İlkim'e karşı çekilmesine engel olması gerekiyor. Daha sonra yine birçok olay oluyor. Ve evleniyorlar. İnanabiliyor musunuz? Hayallerinin profesörünü bekleyen İlkim gidip mafyayla evleniyor. Neyse Martin İlkim'le evleniyor ama Amerika'ya gider gitmez ondan kurtulmayı planlıyor. Tabiki öyle birşey olmuyor :) Konumuz bu ama ben biraz da yan karakterlerden bahsetmek istiyorum çünkü çok çok sevdim. Maryson Martin'in kız kardeşi. Çok genç yaşta Seth adlı bir serseriyle evlenmiş ve bir çocukları olmuş. Ki kendisi dünya tatlısı Janet. Mary ve Seth boşanmış ama hala birbirlerine aşıklar. Birbirlerinden sonra kimseyle olmamışlar. Maryson bir avukat ve duvar gibi bir ifade takınabilmesine rağmen Seth'e karşı koyamıyor. Seth ise tamamen ayrı bir dünya. Maryson'a ilk gördüğünde aşık oluyor. Deli gibi kıskanıyor ve acayip sahipleniyor. Kitapta bazı olaylar oluyor ve Seth hepimizin sırıtmasına neden oluyor. Janet ve Martin arasındaki ilişki de çok çok tatlıydı :) Kitabın kapağından da bahsetmek istiyorum. Çok çok güzel. Gerçekten. Üstündeki her bir işaret birilerini temsil ediyor ve gerçekten kapağa bayıldım. Yine çok uzun oldu ama son birşeyden bahsetmek istiyorum. Enteresan ama yan çifti asıl çiftten daha çok sevdim. Bana daha tatlı geldiler. Neyse bu kadar. Daha fazla uzatmıyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

5 Mart 2015 Perşembe

Jennifer L. Armentrout - Oniks Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Bugün size kendisini çok sevdiğim ama kapaklarından nefret ettiğim bir kitabı yorumlayacağım. Şu an bu yazıyı yazarken yukarıda iğrenç kapak resmi duruyor ve ben ona bakmak istemiyorum. :) Obsidiyen'i daha önce yorumlamıştım. Bu yazının altına onun linkini koyarım. Obsidiyen'i okumayanlar için spoiler içerebilir. Ben uyarmış olayım. Bildiğiniz gibi Obsidiyen'de Deamon Katy'i iyileştirdi ve aralarında bağ oluştu. Bu yüzden sürekli yan yana olmalılar. Bu Daemon için kolay olsa da Katy için oldukça zor :) Okula yeni gelen Blake Katy'e ilgi duyuyor. Ama aynı zmaanda Katy'nin ne olduğunu da öğreniyor. Ona yardım edebileceğini, onu eğitebileceğini söylüyor. Katy bunu istiyor çünkü Daemon için zorunluluk olmak istemiyor. Ve eğitim başlıyor. Daemon tabiki Blake ve Katy'i başbaşa bırakmıyor. :) Blake'in eğitim şekli biraz tuhaf. Bu Daemon'u oldukça kızdırıyor. Daemon'la Katy'nin arası açılıyor. Aynı zamanda SD şehirde. Daemon ve Katy'nin bağını öğrenmemeleri gerekiyor. İşte böyle gelişiyor olaylar ve bu olaylardan sonra oldukça ilginç şeyler oluyor. Bunları yazamıyorum. Spoiler olmasın. Ama Blake'den nefret ediyorum. Gerçekten. Okuduğunuzda bana hak vereceksiniz. Kitabın çevirisinde sorunlar var ama çok aşırı rahatsız edici değil. Tek beğenmediğim şey buydu.  Neyse yorumum bu kadardı. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. :)

4 Mart 2015 Çarşamba

Jennifer L. Armentrout - Obsidiyen Kitap Yorumu


Merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben bugün size herkesin okuduğu bir kitabın yorumunu yapacağım. Evet ben Lux serisini yeni okuyorum malesef. Konusuna geçmeden önce şunu söylemeliyim ki ben fantastik okuyan biri olarak ilk defa uzaylılarla ilgili bir kitap okuyorum ve bu çok hoşuma gitti. Tamamen farklı bir dünya. Herşey yeni. Kurtadam, vampir falan daral gelmişti. Bu kitap bana yeni bir heyecan getirdi. Konusuna gelirsek Katy üç yıl önce babasını kaybetmiş annesiyle birlikte Florida'da yaşarken annesinin ani kararıyla tamamen farklı yeni bir kasabaya geliyor. Katy'de blogger ve birsürü olay olmasına rağmen blogunu yada kitaplarını unutmaması onlardan kopmaması çok güzeldi. Yan komşuları Daemon ve Dee. Uzaylılar (Çok şaşırtıcı) :) Dee Katy'e çok iyi davranıyor, çok arkadaş canlısı. Daemon ise tam tersi ilk konuşmalarında tam bir öküz olduğunu belli etti. Ama zamanla biribirlerini tanıyorlar ve Katy onların sırlarını öğreniyor. Ama bir şekilde arkadaşlıkları devam ediyor. Daemon ve Katy arasında işte birşeyler oluyor. Katy onları oldukları gibi kabul ediyor. Hatta bir yerde onların hayatlarını kurtarıyor. Şimdi konu genel olarak bu. Kitabın konusu çok enteresan değil. Yani kasabaya yeni gelen kız fantastik bir dünyaya atlar falan. Hep aynı şey. Ben farklı olan yanlarından bahsetmek istiyorum. Lux gezegeni Dünya'dan en uzak gezegen ve Arumlar tarafından yok edilmiş. Luxenler ışığın çocukları Arumlar ise karanlığın çocukları. Aşk üçgenleri dörtgenleri beşgenleri yok. En azından ilk kitapta yok ve bu güzel.Uzaylı ışığı denen bir şey var bunu okuduğunuzda anlarsanız daha eğlenceli olur sizin için. İşte böyle. Kitabı genel olarak beğendim ama daha ilk kitap ve tanışma gibi birşeydi. Serinin diğer kitaplarını daha çok beğeneceğime eminim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Hoşçakalın :)

2 Mart 2015 Pazartesi

2015 CNR Kitap Fuarı


Herkese merhaba. Nasılsınız? Ben biraz şaşkınım şu an çünkü ilk defa fuar yazısı yazacağım. Umarım güzel olur :) Neyse başlayalım. Ben fuara dün gittim ve açıkçası biraz şaşırdım. Tüyap'tan sonra çok küçük geldi. Ama bu demek değil ki aradığım kitapları bulamadım. Hepsini buldum hatta tahminimden daha fazla aldım. İndirim oranından bahsetmek gerekirse genellikle %20-25 civarındaydı. Ama çok iyi indirim yapan yayınevleri vardı. Martı gibi. Bir de ufak bir şey var. Ben aldığım kitapların fotoğraflarını çektim ama buraya nasıl koyacağımı bilemedim o yüzden sadece isimlerini yazmak zorunda kaldım. Ama hepsini birden görmek isterseniz twitter'dan paylaşırım. Oradan bakabilirsiniz. Şimdi gelelim kitaplarıma.

Ephesus Yayınları
1. Pabucumun Ajanı - 2 - Asude
2. Dikkat! Aşk Çıkabilir - Asude
3.Ünlü Aşk - Burcu Bahtiyar
4. Gözlerinin Esareti - Jennifer Royce
5. Hiçliğin Kıyısında - J.A. Redmerski
6. Ejderin Aşkı - G.A. Aiken

Dex 
1. Obsidiyen - Jennifer L. Armentrout
2. Oniks - Jennifer L. Armentrout
3. Opal - Jennifer L. Armentrout
4. Köken - Jennifer L. Armentrout
5. Direniş - Jennifer L. Armentrout

Artemis Yayınları
1. Uyumsuz - Veronica Roth
2. Kuralsız - Veronica Roth
3. Yandaş - Veronica Roth
4. Dört - Veronica Roth
5. Kan ve Yıldızışığı Günleri - Laini Taylor
6. Rüya Ateşi - Karen Marie Moning
7. Gölge Ateşi- Karen Marie Moning

Epsilon Yayınları
1. Yeni Bir Umut - Colleen Hoover
2. Karanlık Ateş - Karen Marie Moning
3. Kan Ateşi - Karen Marie Moning
4. İntikam Ateşi - Karen Marie Moning

Yabancı Yayınları
1. Gözlerindeki Canavar - J.M. Darhower 

Aldığım kitaplar bunlardı. Yorumları zamanla gelecek. Cumartesi günü tekrar fuarı ziyaret edeceğim. Alışveriş için değil ama imza için. Tanışmak görüşmek isteyen olursa yorum bırakabilirsiniz ki çok mutlu olurum :) Bir sonraki yazımda görüşürüz :)