9 Mart 2016 Çarşamba

Susan Elizabeth Philips - Chicago Stars Seri Yorumu (1-6)

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bloğumu uzun süredir ihmal ediyordum. Bir aydan uzun zamandır hiç paylaşım yapamamıştım. Hazır bugün okula gitmemişken bir seri yorumu paylaşayım dedim.
Beni takip edenlerin bildiği gibi ben seri yorumlarını tek tek kitapların yorumlarının birleştirilmiş hali olarak yapıyorum. O yüzden uzun bir yayın sizi bekliyor. :)



Chicago Stars Serisi Sıralaması
1. Aşkta İlk Çeyrek
2. Kalbinde Bir Yer Aç
3. Sensiz Olmaz
4. Küçük Bir Hayal Kur
5. Ah Şu Kalbim
6. Aşk Çok Yakında
7. Doğuştan Çapkın

1. Aşkta İlk Çeyrek

Phoebe Summerville şatafatlı giyim kuşamı ve kanişi ile babasının cenazesine geldiğinde hiçbir şeyin bu kadar karışacağını düşünemezdi. Önce ona ayıplayarak bakan komşularının daha sonra ise dev Stars takımı oyuncularının arasında kalacağını, küçük kanişinin önce oyunla başlayan kovalamacasının daha sonra tehlikeli bir alacağını ve bu küçük kanişin gerildiğinde neler yaptığını bilemezdi. Babasının onun hayatını ölünce bile kontrol etmek istediğini ve bunun için Chicago Stars futbol takımını ona bırakacağını da bilemezdi. Peki ya asabi bir ergen olan Molly Summerville ile tartışmasını.. Takımın başına geçip onların tuhaf totemlerine hedef olacağını, dağ adamının teki olan Koç Dan Calebow ile geleceği durumu ise asla ama asla tahmin edemezdi. Gördüğünüz gibi aptal sarışın olarak görülen Phoebe Summerville'in ne olduğunu bile doğru düzgün bilmediği bir futbol takımının başına geçip yaşadığı maceraları anlatan eğlenceli bir roman. :)

2. Kalbinde Bir Yer Aç

Her ne kadar kıskansam da sizi Bobby Tom Denton efsanesi ile tanıştırmak zorundayım. Bobby Tom Denton'ın hikayesi Chicago Stars'ın son maçında Süper Kupa'yı kazandıran golü atarken elinden alınmıştı. Şu zamana kadar hayatında sadece futbol olan bu Teksaslı adam artık hayatını partileyerek geçiriyordu. Ta ki Gracie Snow'un striptizci sanılarak hayatına girdiği geceden beri. Ondan sonra ise Bobby Tom bu inatçı, güzelliğinin farkında olmayan ve gerçekten kötü bir giyime sahip, huzurevinde büyümüş olan bu kıza kendini kaptırıp, film çekimi vasıtasıyla onunla iyice yakınlaşana kadar. Doğrusunu söylemek gerekirse serinin en sevdiğim kitabı bu oldu. En aşık olduğum erkeğin Bobby Tom Denton olduğu gibi. Hikayenin arka planında bir aşk hikayesi daha var ki bu da Suzy ve Way arasındaki aşk. Bu aşk da harikaydı. Bu kitabın her şeyi harikaydı.

3. Sensiz Olmaz
Dahi bir fizik profesörü olan Jane Darlington her zaman bir bebek istemişti. Ama bu bebeğin zekası yüzünden kendi yaşadıklarını yaşamasını istememişti. Bu nedenle hem bebeği umursamayacak hem de çok akıllı olmayan bir erkeğe ihtiyacı vardı. Şans ise karşısına Cal Bonner'ı çıkardı. Boynuna pembe bir kurdele asılarak doğum günü hediyesi olarak Cal'a gönderilen Jane planını gerçekleştirmişti. Tek sorun hayatın onların karşısına çıkaracağı süprizlerdi. Bir bebeği olacağını öğrenen Cal Bonner Jane'i bulup onu kendi kasabasına götürür. Cal'ın babaannesi ile tanışan Jane bu huysuz ama yaşlı kadını çok sever. Ne yazık ki bebek doğduktan ayrılacakları için Jane Cal'ın ailesine tam bir pislik gibi davranır. Bu davranışlar onu iyice zora sokar. Üstelik Cal hakkında öğrendikleri onu içinden çıkılmaz bir hale getirir. Cal ve Jane'in fırtınalı aşk hayatı sürerken Cal'ın annesi ve babası arasındaki aşk da arka planda gözümüze çarpar. Henüz çok gençken çocukları olan bu çift de inanılmaz derecede zorlu yollardan geçmiş ve bu yollardan geçerken malesef ki birbirlerini kaybetmişlerdir. Geçmişin kırgınlarının, pişmanlıklarının yön verdiği bu iki hayat tekrar bir araya gelebilir mi? İşte bu soruların cevapları kitapta. Serinin en beğendiğim ikinci kitabı buydu. 

4. Küçük Bir Hayal Kur

Rachel Stone kötü anılarla ayrıldığı kasabasına geri döndüğünde hem aç, hem evsiz, hem de parasızdır. Üstelik yanında çocuğu da vardır. Tek istediği Cal ve Jane Bonner'ın satın aldığı eski evindeki bir kutudur. Yolda kalması ile tek isteği kendi karanlık yalnızlığında kalmak isteyen Gabe Bonner ile karşılaşır. Gabe'den iş ister ancak Gabe bunu kabul etmez. O da son şansını kullanır ancak bu da pek işe yaramaz. Ancak Gabe'in ondan kurtulması mümkün değildir. Bir şekilde Gabe'in satın aldığı eski açık hava sineması tarzı bir yeri düzeltmeye başlar. Zamanla aralarındaki çekime karşı koyamazlar ama Rachel hala zor durumdadır ve bu şekilde işler iyice karışır. Ben bu kitabı hem sevdim. Hem sevmedim. Gabe karısını ve çocuğunu bir kazada kaybetmiş - spoiler değil.- ve Rachel'ın çocuğu Edward'a karşı gerçekten kötü davranıyor. Bu beni sinir etti. Kendi oğlu ile Edward'ı karşılaştırması büyük bir haksızlık. Edward babasız ve hastalıklarla büyümüş bir çocuk. Güçsüz olması çok doğal. Sevdiğim şey ise Rachel'ın anneliğiydi. Edward'ın karnının doyması için kendi yemeğini saklayıp ona vermesi benim çok içime dokundu. Bunun dışında kitapta da ikinci bir aşk hikayemiz var. Gabe'in kardeşi ve onun asistanı hakkında. Onların hikayesi biraz aceleye gelmiş gibiydi. Gabe sevmediğim bir karakter olduğu için kitaba bayıldım diyemem.

5. Ah Şu Kalbim


Ah Şu Kalbim Aşkta İlk Çeyrek'te gördüğümüz Molly ve Sensiz Olmaz'da gördüğümüz Kevin Tucker'in hikayesi. Molly tavşan Daphne kitaplarının yazarı. Bir grup yüzünden kitaplarının yayıncısı ile anlaşmazlık yaşıyor ve kendini dinlemek için ablası Phoebe ve eniştesi Dan Calebow'un yazlık evine gidiyor ve yıllardır platonik olarak aşık olduğu Kevin ile orada karşılaşıyor. Ancak Kevin onu tanımıyor ve Molly'de ona adının Daphne olduğunu söylüyor. Neyse bir şekilde Kevin uyurken bunlar birlikte oluyorlar. Kevin uyandığında şok oluyor ve patronunun kız kardeşiyle yatmasının onun için oluşturduğu sorunları düşünürken gerçekten çok saçma bir şekilde ayrılıyorlar. Daha sonra ise Molly hamile olduğunu öğreniyor ve olaylar bu şekilde başlıyor. Bazı şeyler yaşanıyor ve bunun sonucunda Molly ağır bir depresyon geçirirken Kevin onu buluyor ve ailesinden kalma bir kamp alanına gidiyorlar. İşte ikinci çiftimiz olaya burada dahil oluyor. Ünlü oyuncu Lilly ve ünlü ressam Liam. Onların hikayesi bana asıl hikayeden daha güzel geldi. Güzellik takıntılı bir kadın Lilly. Eskisi kadar genç ve güzel olmadığını düşünüyor ki hala muhteşem. Yaşlı olmak onu asıl rahatsız eden. Liam ise onu nasıl gördüğünü ona gösteriyor. Çok fazla anlatıp heyecanını kaçırmak istemedim. O yüzden bu yorumda bu kadar.

6. Aşk Çok Yakında


Acemi çöpçatan Annabelle ile şehrin en muhteşem spor menajeri Heath Champion'un yolları kesişirse neler olur? İşte bu kitapta bunun cevabını okuyoruz. Kitabın konusu Heath'ın aile kurmak istediği kadını aramak için iki çöpçatan şirketi ile anlaşması ile başlıyor. Buluşmalar yapılıyor ve Annabelle'de bu buluşmalar sırasında Heath'ın yanında olup muhabbet kesildiği zaman ortamı canlandırmak gibi bir görevi var. Ancak Annabelle Heath'a aşık olduğunda bu iş içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Ben Annabelle'i genel olarak sevdim. Ailesine karşı davranışlarını sevmemiş olsam da genel olarak o dağınık halini sevdim. Heath ise tam nefretlik bir karakterdi. Hiç ama hiç sevmedim. İkini çiftimiz ise Heath'ın anlaştığı diğer çöpçatanlık şirketinin patroniçesi Portia ile eski bir futbol oyuncusu olan ama Heath'in şoförlüğünü yapan Bodie arasındaki aşk. Ki ben bu aşkı yine asıl aşktan daha çok sevdim. Portia eşinden ayrıldıktan sonra kendini işine vermiş bir kadın. Her zaman mükemmel olmaya çalışan ama bu arada insanca ihtiyaçlarına önem vermeyen gittikçe kendisini unutup bir robota dönüşen bir kadın. Bodie ise bunu onun yüzüne çarparak onun tekrar yaşamaya başlamasını sağlamak istiyor. 

~

Ben romantik türde kitaplar okumayı sevdiğim için bu seriyi genel hatlarıyla beğendim. Genellikle kadın karakterlere gıcık olurken bu seride daha çok erkek karakterlere gıcık oldum. Seriyi elimden geldiğince iyi yorumlamaya çalıştım. Ancak hem okuyalı uzun zaman olmasından hem de romantik kitapların çok fazla anlatılacak bir olayı olmamasından dolayı bu kadar oldu. Umarım beğenirsiniz. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder