11 Haziran 2016 Cumartesi

Margaret Weis & Tracy Hıckman - Ejderhanın Kemikleri Kitap Yorumu



Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Muhteşem bir kitabın yorumuyla karşınızdayım. Bu nedenle bir an önce konuya girmek istiyorum. Ejdergemileri Serisi'nin ilk kitabı olan Ejderha'nın Kemikleri bitti. Uzun zamandır okuduğum en iyi fantastik kitaptı. Hem edebi açıdan hem de yaratılan dünya bakımından benim için oldukça doyurucu bir kitaptı. Çok ünlü bu iki yazarın ilk defa bir kitabını okudum ve hayran kaldım açıkçası. Kısaca konusundan bahsedip daha sonra kitap hakkındaki görüşlerimden bahsetmek istiyorum. 



Skylan Ivorson Vindrasi Klanı'nın en fakir topluluklarından olan Torgunlara mensup bir genç. Doğumunda Savaş Tanrısı Skoval'ın onu kutsadığı biliniyor. Günlük hayatları normalde Ejdergemileri Venjekar ile civar yerleri yağmalayıp buldukları mücevherleri ejderhalara adayarak geçiyor. Torgunlar savaşçı bir toplum olmanın yanı sıra daha çok tarım ve hayvancılık ile geçiniyorlar. Ancak bilinmeyen bir nedenden dolayı Aylis - Güneş Tanrıçası - ekinleri yakmaya başlıyor. Sadece bununla da kalmıyor. Gittikleri seferlerden sürekli eli boş dönüyorlar. Torgunlar gittikçe zor durumda kalmaya başladığı sırada ava çıkan Skylan ve en yakın arkadaşı Garn bir dağ domuzu avlıyor. Bunun iyiye işaret olduğunu düşünseler de köylerine baskın yapan Ogre'ler ile işler karışıyor. Savaşmaktan hiçbir şekilde çekinmeyen Torgunlar Savaş Şefi Skylan ile hemen savaşmak isteseler de Skylan'ın babası Torgunlar'ın Şefi Norgaard Ogre'lerin sayıca üstün olduklarını bildiği için askerlerinin savaşmasına izin vermiyor. Ancak Vindrasi klanı için kutsal olan Boyunluk Ogrelerin eline geçince savaş kaçınılmaz oluyor. Torgunlar sayıca üstün olan Ogre'leri yenmek için beykent Vindraholm'den yardım istiyorlar. Bir işaret ateşi yakıyorlar. Ancak yardım gelmeyeceği kısa sürede anlaşılıyor ve olayların fitili burada ateşleniyor. Konusundan heyecanını kaçırmadan bahsetmek istediğim için sadece bu kadar bilgi vereceğim. Aynı zamanda konu çok uzun ve karışık olduğu için sadece ilk kitabın konusundan bahsettim. 


Yorumuma gelirsek. Kitap on numara beş yıldızdı. Gerçekten muhteşemdi. Kitabın içine rahatlıkla girdim ve herşey o kadar başarılı bir şekilde yerli yerine oturtulmuş ki hayran kaldım. Farklı uluslar var. Farklı ulusların inandıkları farklı tanrılar var. Ulusların tarıhleri var. Yani altyapısı oldukça güçlü bir kitap. Mesela bir yerde Torgunların neden Torgun adını aldıkları anlatılıyor ki ben hayran kaldım. Bu hikayenin içine yedirilerek hiç bir şekilde sıkıcı olmayan tamamen ilgi çekici bir şekilde anlatılıyor. Yeryüzünde savaşlar olurken aynı zamanda gökyüzünde de asıl tanrılarla yeni tanrılar -raj tanrıları- arasında da bir savaş var. Kitap dört bölümden oluşuyor. Bunlar kitaplar olarak geçiyor. Yani birinci kitap Ogreler ikinci kitap Vutmana gibi. Yazarların kendi uydurdukları kelimeler de var. Oldukça yaratıcı bir kitap yani. Dostluk, aşk, fedakarlık, cesaret, savaş -hem de kanlı kanlı :)-, ihanet, kibir her şey var kitapta. Benim kitapta en çok sevdiğim aynı zamanda en çok nefret ettiğim şeylerden biri ise kusurlu karakterler. Hiç kimse mükemmel değil. Bazen rehavete kapılıp, bazen kendini beğenmişlik gösteren karakterler var. Baş kahramanımız Skylan'da aynı böyle biri. Skoval tarafından kutsandığı için kendini büyük gören, savaşlarda mükemmel olmasına ancak kurallar ve kanunlardan haberi olmamasına rağmen bilge kişileri dinlemeyip kendi kafasına göre hareket ettiği pek çok yer vardı. Bunun güzel tarafı inandırıcılığı artırması kötü tarafı ise yaptığı bazı davranışların beni çileden çıkarması oldu. Gerçi bir yerde anlayabiliyorsunuz. Sonuçta Skylan sadece 18 yaşında. Daha bir çocuk sayılır ve inanılmaz dik başlı bir karakter olduğu için bazı yerlerde evet bunu yaptı ama Skylan'dır yapar dedim.  Bunun haricinde güvendikleri insanlar tarafından pek çok kez ihanete uğradılar. Kitapta her an bir yerden biri çıkıp çelme takabiliyor ve kendinizi çok başka bir yerde bulabiliyorsunuz. Heyecanı, aksiyonu hiç azalmayan harika bir kitaptı. Olumsuz yorum yapabileceğim tek şey bazen isim benzerliğinden dolayı bazı yerlerde isimler karışmış. Örneğin Traia yazılması gereken yere Draya yazılmış. Gerçi çok fazla yok. Zaten orada aa bak bu yanlış yazılmış. Traia diyecekti her halde diyorsunuz. Bu da nazar boncuğu olsun. :) Yorumum bu kadardı. 660 sayfa olması gözünüzü korkutmasın su gibi akıp gidiyor. Zaten kendinizi kaptırınca nasıl bittiğini bile anlamıyosunuz. Oldukça uzun bir yorum oldu. Buraya kadar okuduysanız çok teşekkürler.. :) Son olarak serinin sırasını yazıp yorumumu sonlandırıyorum. 



Ejdergemileri Serisi
1. Ejderhanın Kemikleri
2. Ejderhanın Sırrı
3. Ejderhanın Hiddeti

4 yorum:

  1. Aaa sahi ben bu serinin son kitabını bekliyordum, unutmuşum. Çıktı mı ki, alayım hemen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  2. Aaa sahi ben bu serinin son kitabını bekliyordum, unutmuşum. Çıktı mı ki, alayım hemen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz çıkmadı malesef. Ejderhanın Felaketi son kitap bu sene çıktı. Umarım İthaki Yayınları en kısa zamanda dilimize kazandırır. :)

      Sil